Yüksel Yalova: Siyasetin, Akademinin ve Sahnenin Kesişiminde Bir  Değer 

Bu ülkenin giderek nesli tükenmekte olan değerlerini hatırlamamız, sahip çıkmamız ve de daha fazla istifade etmenin yollarını bulmak zorundayız.

Bazıları hatırlatılmaya ihtiyaç duymaz. Zaten sahneden hiç inmemiştir.

Sevgili Yüksel Yalova işte öyle bir değerimiz.

Onu yeniden Magosa’da Doğu Akdeniz üzerine bir konferansı yönetirken görünce, dinamizmi, insanları biraraya getirme becerisi, geçmişteki siyasi birikim ve deneyimleri gözünün önüne geldi.

Gerçekten nesli tükenmekte olan nadir değerlerimizden birisi.

Onu tek bir sıfatla anlatamazsınız.

Tek boyutlu olmayan bir kariyer

Yüksel Yalova’yı tek bir başlık altında tanımlamak güç.

Siyasetçi dersiniz, eksik kalır.

Akademisyen dersiniz, yeterli olmaz.

Sanatçı ya da sivil toplum lideri derseniz, yine sadece bir parçasını anlatmış olursunuz.

Çünkü Yalova’nın kariyeri doğrusal değil, çok boyutlu.

Bu boyutların her biri, diğerini besler. Siyasette edinilen tecrübe akademiye derinlik katar; akademide oluşan düşünsel çerçeve sahadaki karar alma süreçlerine yansır; sivil toplum ise bu iki alan arasında köprü kurar.

Siyasetten sonra devam eden etki

Anavatan Partisi döneminde üstlendiği görevler—bakanlık ve Meclis Başkan Vekilliği—onu Türkiye siyasetinin merkezine taşıdı. Hatta bir dönem Mesut Yilmaz sonrası parti liderliği için adı güçlü şekilde anıldı.

Ancak kariyerinin asıl dikkat çekici yönü, aktif siyasetin ardından geri çekilmek yerine etki alanını genişletmesi oldu.

Türkiye’de birçok siyasetçi için kamu rolü görevle birlikte daralırken, Yalova akademi, sivil toplum ve uluslararası temaslar üzerinden bu etkiyi sürdürdü.

Bu, alışıldık bir durum değil.

Akademi: Bilgi değil perspektif üretmek

Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde hukuk alanında verdiği dersler, akademik yönünün görünür kısmı.

Ancak onu farklı kılan, akademiyi yalnızca bilgi aktarımı olarak görmemesi.

Aydın ve İstanbul’daki üniversitelerde de verdiği derslerde, teoriyi saha deneyimiyle birleştiren bir yaklaşım benimsiyor. Öğrenciler için bu, klasik ders anlatımının ötesinde bir deneyim anlamına geliyor.

Onun derslerinde:

•kitap bilgisi kadar sahadan gelen gözlem,

•kavramlar kadar gerçek hayat örnekleri,

•anlatım kadar sorgulama var.

Bu da onu sadece bir akademisyen değil, aynı zamanda bir düşünce şekillendirici haline getiriyor.

Doğu Akdeniz’den Afrika’ya uzanan etki alanı

Yalova’nın çalışma alanı Türkiye ile sınırlı değil.

Kıbrıs ve Doğu Akdeniz üzerine ilgisi, hem akademik hem de pratik düzeyde derinleşmiş durumda. Bu alanlarda geliştirdiği yaklaşım, yalnızca teorik değil; sahayı okuyan, aktörleri tanıyan ve süreçleri içerden gözlemleyen bir perspektif sunuyor.

Bunun ötesinde Afrika ile kurduğu özellikle diplomat yetiştirme ve dış politika/hukuk/iş dünyası denklemine dayalı ilişkiler, onu Türkiye’nin bu coğrafyadaki daha az görünür ama etkili aktörlerinden biri haline getiriyor.

Diplomasi, iş dünyası ve akademi arasında kurduğu bağ, Türkiye’nin çok yönlü açılımlarına katkı sağlayan bir zemin oluşturuyor.

Yerel kökler, küresel bakış

Aydın ile kurduğu bağ, kariyerinin önemli bir parçası.

Bu bağ sadece doğduğu kent ile duygusal bir aidiyet değil; yerel potansiyelin farkında olan ve bunu ulusal ve küresel bağlamda değerlendirmeye çalışan bir yaklaşımın göstergesi.

Yerel ile küresel arasında kurulan bu denge, Yalova’nın en ayırt edici özelliklerinden biri.

Kıbrıs ve Azerbaycan: Gürültüsüz ama güçlü duruş

Kıbrıs ve Azerbaycan konularında Yalova’nın yaklaşımı, yüksek sesli söylemlerden ziyade içerik ve analiz odaklı.

Hukuki zemin, tarihsel bağlam, ekonomik diplomasi ve stratejik çıkarlar üzerinden kurduğu değerlendirmeler, bu alanlarda daha rafine bir dilin mümkün olduğunu gösteriyor.

Bu da onu, hassas dosyalarda ölçülü ve güvenilir bir referans noktası haline getiriyor. Hatta kendiliğinden kimse görev vermeden doğal bir “özel elçi” statüsüne taşıyor.

Nadir bulunan bir profil

Bugün Türkiye’de giderek azalan bir profil var:

•Çok yönlü ama dağılmayan

•Derinlikli ama sade anlatabilen

•Farklı kesimlerle konuşabilen

•Siyaset üstü bir dil ve diyalog kanalları kurabilen

Yüksel Yalova bu özelliklerin önemli bir kısmını bir arada taşıyor. Yabanci dil hakimiyeti de onu küresel ilişkilerde vazgeçilmez bir konuma oturtuyor.

Bugün Türkiye’de en çok eksikliğini hissettiğimiz profil nedir?

Belki de cevap basit: Çok yönlü, derinlikli, sahici insanlar. Ve de siyaset üstü her kesimi kucaklayabilen, diyalog kanallarını açık tutan bir değer.

Hayatimin bir kısmını yaşadığım Nice’de onun da hatıraları ve ortak dostlarımız var.

Yüksel Yalova bu açıdan bir istisna değil—bir referans noktası.

Siyasette bulundu, ama siyasetin ötesine geçti. Akademide yer aldı, ama sadece teoriyle yetinmedi. Sivil toplumda çalıştı, ama etkisiz kalmadı.

Ve belki de en önemlisi… Her dönemde kendisi olarak kaldı. Omurgalı, akçalı işlere bulaşmamış örnek bir siyasetçi ve entelektüel lider.

Bu, günümüz dünyasında en zor şeylerden biri.

Türkiye’nin ihtiyacı olan liderlik

Keşke Yüksel Yalova gibi isimler sadece bireysel çabalarla değil, yeniden çok yakından bildikleri, deneyimledikleri devletin üst kademelerinde de yeniden aktif rol alabilse…

“Bizdensin–bizden değilsin” ayrımının, inanç ve kimlik üzerinden derinleşen kutuplaşmanın aşılabilmesi için;

farklı kesimleri aynı masada buluşturabilen, dinleyebilen, anlayabilen ve kucaklayabilen liderlere her zamankinden daha fazla ihtiyaç var.

Yüksel Yalova’nın temsil ettiği çizgi tam da bu.

Tıpkı zamanında rahmetli Turgut Özal’ın yaptığı gibi…

Sadece konuşan değil, birleştiren…

Sadece pozisyon alan değil, denge kuran…

Sadece kendi çevresine değil, ülkenin tamamına hitap edebilen bir yaklaşım.

Türkiye bugün zor bir eşikten geçiyor. Giderek daha da zorlaşacak, her alanda liyakat sahibi, vatanperver iyi liderlere ihtiyaç artacak.

Ve belki de bu eşikten çıkış, sadece yeni yüzlerden değil; unuttuğumuz sanılan ama hâlâ aramızda olan bu tür liderlik anlayışını yeniden hatırlamaktan da geçiyor.

Yüksel Yalova ve onun gibi nice deneyimli siyasilerden her daim, özellikle de şimdi, ellerini taşın altına koymalarını istemeliyiz.

Yorum gönder