Urfa’nın “Şanlı” destanı 106 yaşında

ŞANLIURFA (AA) – EŞBER AYAYDIN – Kurtuluş Savaşı sırasında işgalcilere karşı vermiş olduğu "Şanlı" mücadeleyle 11 Nisan 1920'de kenti düşman işgalinden kurtaran Urfa halkı, 106 yıldır bu destansı mücadelenin haklı gururunu yaşıyor.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Mondros Mütarekesi'nin 7. maddesini gerekçe gösteren İngilizler, Mart 1919'da Urfa'yı işgal ederek 1. Süvari Alay Komutanı Binbaşı Hüseyin Bey'den alayın kenti terk etmesini istedi.

Durumun üst makamlara bildirilmesinin ardından subay komutasında bir süvari takımı Urfa'da bırakılarak alay önce Karaköprü'ye, ardından Siverek'e çekildi. İngilizler, özel ilgi gösterdikleri şehir merkezindeki Ermenileri silahlandırıp atış talimi yaptırdı. Davranışlarından hoşlanmadıkları Mutasarrıf Nusret Bey'i tehcir bahanesiyle görevinden azlederek İstanbul'a gönderilmesini sağladı.

– "Onikiler"in öncülüğünde destansı direniş

İşgale engel olmak isteyen Cumhuriyetin Kurucusu Mustafa Kemal Paşa, zaman kaybetmeden Urfa Müftüsü ve eşrafına çektiği telgrafla bağımsızlık mücadelesinin ilk adımını attı.

Telgrafın ardından Eski İdare Meclisi azasından Belediye Reisi Hacıkamilzade Hacı Mustafa Efendi, Barutçuzade Hacı İmam Efendi, eşraftan tüccar Hacıkamilzade Hacı Mustafa Reşit Efendi, Mollazade Mahmut Efendi, 5. Polis Komiserliğinden müstafi Arabi Katibizade Şakir Efendi, Güllüzade Osman Efendi, esnaftan Şellizade Ali Ağa, tüccardan Nebozade Hacı İmam Efendi, eşraftan Hacı Bedirağazade Halil Ağa, Jandarma Tabur Mülhakı İzmirli Adil Hulusi Efendi, takım kumandanlarından Mülazımı Evvel Hüseyin Pertev Efendi ve Jandarma Çavuşu Sofizade Hacı Mustafa Çavuş bir araya gelerek bölgenin kaderini değiştirecek bağımsızlık mücadelesinin temelini oluşturdu.

Kurtuluş mücadelesi için bir araya gelen ve yöre halkı tarafından "Onikiler" adıyla anılan grup, işgali sonlandırmak için ant içip Jandarma Kumandanı Binbaşı Ali Rıza Bey başkanlığında toplanarak oluşturdukları cemiyetlerini Sivas'ta Heyet-i Temsiliye Başkanlığına bildirdi.

15 Eylül 1919 tarihinde Paris'te yapılan ve "Suriye İtilafnamesi" olarak da bilinen anlaşmayla Urfa ve çevresinin Fransızlara devredilmesinin ardından Mustafa Kemal, Urfa Müftüsü ve eşrafına çektiği telgrafta, "Milli örgütlenişi genişletin. Her türlü haksızlığı protesto edin ve icabında fiilen reddedin." talimatını verdi. İngilizler, ekim ayı sonunda Urfa'yı boşaltarak Fransızlara teslim etti.

Urfa Jandarma Komutanlığına atanan Yüzbaşı Ali Saip Bey, aralık ayı sonunda Urfa'ya gelerek yaptığı görüşmeler sonunda 3 bin kişilik kuvvet oluşturdu. Hacı Mustafa Hacıkamiloğlu başkanlığında oluşturulan Kuvayımilliye ordusu, 7 Şubat 1920'de şehirdeki Fransız komutana ültimatom vererek 24 saat içinde Urfa'yı boşaltmalarını istedi.

Fransız komutanın zaman kazanmaya yönelik cevabı ve devreye İngilizleri sokarak Osmanlı Hükumetine baskı yapmaya kalkışmaları üzerine 8-9 Şubat gecesi Fransızlara karşı taarruza geçildi. Çarpışmalar 10 Nisan 1920'ye kadar devam etti. 10 Nisan'ı 11 Nisan'a bağlayan gece Fransız kuvvetleri iki koldan Suruç yönüne doğru yola çıktı.

Büyük bir özveri örneği sergileyen Urfa halkı, bu tarihte birliklerinin yarısını kaybeden Fransızları kentten çıkarmayı başardı.

– Destansı mücadeleye "Şanlı" unvanı verildi

Urfa Milletvekili Osman Doğan ve 17 arkadaşı, Kurtuluş Savaşı'nda gösterilen kahramanlıktan dolayı Urfa'nın adının "Şanlıurfa" olarak değiştirilmesine ilişkin kanun teklifini TBMM'ye sundu. Teklif, 12 Haziran 1984'te kabul edilerek kanunlaştı. Urfa ilinin adının Şanlıurfa olarak değiştirilmesi hakkındaki 3020 sayılı kanun, "22 Haziran 1984 tarih ve 18439 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Kurtuluş Savaşı sırasında verdiği destansı mücadeleyle büyük kahramanlık gösteren kente, 7 Nisan 2016'da da TBMM Genel Kurulunda oy birliğiyle İstiklal Madalyası verildi.

– İstiklal Madalyası ve nesillere aktarılan gurur

Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, AA muhabirine, tüm Şanlıurfalıların düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümünü kutlayarak şehitlere Allah'tan rahmet diledi.

Bu destansı mücadelenin gelecek nesillere aktarılmasının büyük önem taşıdığını belirten Gülpınar şöyle konuştu:

"Bugün coğrafyamızda, bölgemizde içinde bulunduğumuz şartlara baktığımızda işgalci zihniyetlere karşı mücadele etmenin ne kadar kıymetli olduğunu, aradan 100 yıldan fazla geçse de zihniyetin değişmediğini çok net bir şekilde görebiliyoruz. Bu İstiklal Madalyası'nı ilelebet korumak, muhafaza etmek ve aynı zamanda zihniyeti canlı tutmak da büyük önem taşımaktadır. Hiçbir zaman işgalci zihniyetlere karşı şuurumuzu yitirmeden, birlik ve beraberliğimizi nasıl 106 yıl önce koruduysak bu birlik ve beraberliğimizi ilelebet devam ettirmemizi simgeleyen en önemli unsurlardan biri bu madalyadır."

Yorum gönder