Türkiye de hissetmeye başladı: Polietilen hammadde sıkıntısı Türkiye’de sanayiyi tehdit ediyor

Türkiye de hissetmeye başladı: Polietilen hammadde sıkıntısı Türkiye’de sanayiyi tehdit ediyor

Mart 12, 2026 Ekonomi

Pandemi döneminde otomotiv sektörünü aylarca kilitleyen çip krizine benzer bir darboğaz bu kez plastik ve petrokimya hammaddelerinde yaşanıyor. Ortadoğu’daki savaşın etkisiyle başta polimer hammaddeleri olmak üzere petrokimyasal ürünlerde ciddi bir tedarik sıkışıklığı ortaya çıktı. Sektör temsilcileri, fiyat artışlarının kısa sürede yüzde 20’lerden yüzde 40’lara çıktığını, sipariş iptallerinin başladığını ve birçok üreticinin “mücbir sebep” ilan ettiğini belirtiyor.

Ekonomi gazetesinin haberine görekriz sadece plastik sektörünü değil; tekstil, gıda ambalajı, otomotiv, elektronik ve beyaz eşya dahil tüm üretim zincirini etkileyebilecek potansiyele sahip. Türkiye’nin en büyük hammadde kaynağının Ortadoğu olması ise riski daha da büyütüyor.

Bazı tedarikçiler fiyatları aynı haftada birkaç kez artırıyor

Sanayiciler, maliyetleri yukarı çeken ana nedenin özellikle polietilen arzındaki sıkıntı olduğunu söylüyor.

Petrokimyasal hammaddelerde küresel çapta yaşanan tedarik krizi her geçen gün derinleşiyor. Polipropilen (PP) ve polietilen (PE) gibi temel plastik hammaddelerinin fiyatlarında mart ayındaki fiyat açıklamalarından bu yana önemli artışlar görülüyor.

Bazı tedarikçilerin aynı hafta içinde fiyatlarını birkaç kez artırdığı, bazılarının ise tekliflerini geri çekerek uluslararası pazarlara sunmadan önce beklemeyi tercih ettiği belirtiliyor. Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) merkezli büyük bir PE üreticisi ise bitiş tarihi belirtmeden “mücbir sebep” ilan ederek sevkiyatlarını askıya aldı.

Panik kaynaklı kıtlık aşamasına geçildi

Mart 2026 itibarıyla piyasa yapısal arz fazlasından “panik kaynaklı kıtlık” aşamasına geçmiş durumda. Basra Körfezi’ndeki birçok devlet destekli petrokimya üreticisi lojistik ve sigorta sorunları nedeniyle uzun vadeli kontratlarda “mücbir sebep” ilan ederek sevkiyatları durdurdu. Japonya merkezli dev kimya şirketleri Mitsubishi Chemical ve Mitsui Chemicals da Orta Doğu’dan gelen hammadde akışındaki sorunlar nedeniyle bazı tesislerde etilen üretimini düşürmek zorunda kaldı.

Dammam ve Cebel Ali gibi doğu kıyısındaki limanlardan Körfez İşbirliği Konseyi dışına yapılan sevkiyatların bir kısmı Umman’daki Sohar ve Salalah limanlarına ya da batı kıyısındaki Cidde limanına yönlendiriliyor. Bu durum teslim sürelerini uzatırken maliyetleri de artırıyor. Tedarikçilere göre üretim tesislerinden bu limanlara yapılan iç kara taşımacılığı bile toplam nakliye maliyetine ton başına 50 ila 100 dolar arasında ek yük getiriyor.

Arzın daralması ihracatı etkiliyor

Bölgedeki arzın daralması ihracat piyasalarını da etkiliyor. Geçtiğimiz hafta GCC merkezli büyük üreticilerden yalnızca ikisi Pakistan’a PP ve PE teklifinde bulunurken, birçok tedarikçinin pazardan tamamen çekildiği ifade ediliyor. İhracat fiyatlarındaki yükseliş, mart ayının başından bu yana Hindistan ve Pakistan gibi pazarlarda PP ve PE türlerinin fiyatlarının ton başına 200 doların üzerine çıkmasına yol açtı. Bu seviyeler, Ukrayna’daki savaşın başladığı 2022 yılından bu yana görülmemiş düzeyler olarak dikkat çekiyor.

Hammadde krizinin ne kadar süreceğinin belirsiz olması, sanayicileri de zor bir karar süreciyle karşı karşıya bırakıyor. Belirsizlik ortamının üretim planlarını zorlaştırdığına dikkat çeken sektör temsilcileri, krizin uzaması halinde plastikten gıdaya kadar geniş bir üretim zincirinde maliyet baskısının artacağı uyarısını yapıyor.

Çip krizine benzer senaryo

Sektör temsilcileri, yaşanan durumun pandemide sektörünü sarsan çip krizine benzer bir tablo yaratabileceğini belirtiyor. O dönemde yarı iletken üretimindeki aksama nedeniyle birçok otomotiv fabrikası üretimi durdurmak zorunda kalmıştı. Bugün ise plastik ve polimer hammaddelerindeki sıkışıklığın benzer bir etki yaratma riski bulunduğu ifade ediliyor.

“Sorun Türkiye’nin bütün değer zincirine yansıyacak”

Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Başkanı Yavuz Eroğlu, yaşanan sorunun etkilerinin çok geniş olacağına dikkat çekti. Eroğlu, plastik hammaddelerinin artık neredeyse bütün sektörlerin temel girdisi haline geldiğini belirterek, “Alternatifi çok az olan bir ürün grubundan bahsediyoruz. Çünkü ve petrokimyasal ürünlerin Türkiye’deki en büyük tedarikçisi Orta Doğu. Dolayısıyla bu sorun Türkiye’de bütün değer zincirine yansıyacak” diye konuştu.

Plastik kullanımının artık sadece ambalajla sınırlı olmadığını vurgulayan Eroğlu, üretim zincirinin hemen her halkasında plastik bulunduğunu söyledi. “Bugün tekstilin ipliği bile plastikten yapılıyor.. Ambalajı etkiler, ambalaj gıdayı etkiler. Otomotivde araçların içinde ciddi miktarda plastik var. Elektronik eşyalar, beyaz eşya… Plastik sektörü bütün bu sektörlere girdi sağladığı için yaşanan sıkıntı hepsini otomatik olarak etkiliyor.”

Eroğlu, krizin temelinde bölgedeki jeopolitik gerilim olduğunu belirterek, “Umalım ki savaş bir an önce sona ersin. Dünya da sektör de biraz nefes alsın” dedi. Eroğlu, “Şu anda ileriye dönük kimse yeni mal teklifi veremiyor. Talep arzla buluşamıyor. Tedarik sıkıntısı nedeniyle hammaddelerin fiyatı çok ciddi oranda artmaya başladı. Birkaç hafta önce yüzde 20 seviyesinde olan fiyat artışları kısa sürede yüzde 30–40 bandına çıktı. Bugün geldiğimiz noktada öngörü sıfıra inmiş durumda. Çok keskin bir sis var, kimse önünü göremiyor. Hammadde bulunursa fiyatı var ama çoğu zaman mal da yok” diye konuştu. Sektöre göre bu durum kaçınılmaz olarak nihai ürün fiyatlarına yansıyacak.

“Siparişler iptal ediliyor”

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclis Üyesi Gökhan Can, hammadde krizinin artık küresel bir boyuta ulaştığını söyledi. Üreticiler için en kritik gelişmenin sipariş iptalleri olduğunu belirten Can, “Hammadde tarafında kriz gerçekten büyüyor. Sadece Türkiye için değil dünya için. Şu anda çok sayıda sipariş iptali başladı” dedi.

İthalat yapılan üreticilerin “mücbir sebep” ilan ettiğini belirten Can, “Hammadde ithal ettiğimiz firmalar polimer sevkiyatlarını ‘force majeure’ diyerek iptal etmeye başladı. Bu durum ciddi bir kriz ihtimalini gösteriyor” açıklamasını yaptı. Türkiye’nin spot bir pazar olduğunu hatırlatan Can, en büyük riskin tedarik süresinde yaşanan gecikme olduğunu söyleyerek, “Bugün savaş bitmiş olsa bile Türkiye’ye ürünün gelişi en az 90 gün sürer” dedi.

Normal şartlarda Ortadoğu’dan gelen ürünlerin yaklaşık 60–65 günde Türkiye’ye ulaştığını belirten Can, mevcut koşullarda sürenin daha da uzadığını ifade etti. Can, “Bir yükleme süresi var. Türkiye genelde üçüncü veya dördüncü sırada yer alıyor. Önce daha yüksek fiyat veren pazarlara yükleme yapılıyor. Bu nedenle Türkiye hammadde temininde daha geride kaldı, üretimde ciddi riskler var. Bu süreç uzarsa üretime çok büyük sekte vurur. Alternatif tedarik kaynağımız da çok sınırlı” dedi. Sektörün büyük ölçüde ithalata bağımlı olduğunu vurgulayan Gökhan Can, “Bugün savaş bitmiş olsa bile en az üç aylık bir boşluk var. Üreticilerin planlarını buna göre yapması gerekiyor” dedi.

Önceki İçerik Enflasyonla mücadelede yeni dönem: Piyasadaki likidite fazlası likidite açığına döndü
Sonraki İçerik Serenay Sarıkaya’nın vergi teşekkür belgesi oldu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir