TTB başkanı TIP Bayramı’nda yakındı: Bu koşullarda iyi hekimlik yapılmaz
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap, Türkiye’de ‘iyi hekimlik‘ yapma koşullarının bulunmadığını söyledi.
Bugün 14 Mart Tıp Bayramı. Ancak yıllardır bayram olarak kutlanamıyor. Aksine hekimler sorunlarını dile getiriyor ve çözüm çağrısı yapıyor. Sadece hekimlerin değil, toplumun sağlık hakkı da savunuluyor.
TTB’nin ‘İyi Hekimlik Yapmak İstiyoruz – Adaletin hakim olduğu, laik, demokratik, barış içinde bir ülkede emeğimizin ve mesleğimizin değer görmesini istiyoruz‘ çağrısıyla 14 Mart Tıp Haftası kapsamında düzenlediği ‘Beyaz Yürüyüş’ 11 Mart’ta başladı.
Diyarbakır, Şanlıurfa, Gaziantep, Osmaniye, Adana güzergahındaki yürüyüş bugün Ankara’da sona eriyor. Hekimler ve sağlık çalışanları Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Abdi İpekçi Parkı’na yürüyecek ve taleplerini açıklanacak.
Beş dakikada hekimlik olur mu?
Gazeteci Mesude Demir Prof. Dr. Azap ile sağlık sistemindeki majör sorunları ve TTB olarak taleplerini konuştu.
Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2025’in ilk 11 ayında muayene sayısı 1 milyar 24 milyonu aştı. Bu ortalama yılda kişi başına 12’den fazla muayene demek. Mesele şu ki hasta hekime ulaşıyor, görüyor. Peki hekim hastayı görebiliyor, yeterince değerlendirebiliyor mu?
Azap, mevcut koşullarda bunun mümkün olmadığını söyledi: “Hekimliğin aslı hastayla iletişime dayanıyor. Hastanın sorununu anlamanız gerekir. Bunun en etkili yolu onunla konuşmak. Biz anamnez diyoruz, tıbbi öykü alıyoruz hastadan.
Benzer şikâyetlere sebep olan bir sürü hastalık var. Örneğin bir mide ağrısıyla gelen hasta basit bir gastrit olabilir. Pankreatit dediğimiz daha ciddi bir tablo da olabilir. Kalp krizi de geçiriyor olabilir.
Dolayısıyla hastayla konuşup anlayıp gerekli ve ilgili tetkikleri istiyoruz. Hastada neden şüpheleniyorsak muayeneyi ona göre daha detaylı yapabiliyoruz. Şu an hekimlerin böyle bir zaman yok maalesef.
Kısa süreli ve çok sayıda muayene randevuları yüzünden hekimlik yapamaz durumdayız. 5- 10 dakikada hekimlik yapılamaz. Branşa göre 20 hatta 40 dakika zaman ayırmak gerebilir.”
‘Yılda ortalama 12 kez hekime başvuru ters giden şeyleri gösteriyor’
Yıllık hekime başvuru sayısının bir şeylerin ters gittiğini gösterdiğini düşünen Azap şunları söyledi: “Ya Türkiye’de başka ülkelerde olmayan ciddi ve sürekli bir salgın var. Ya nüfusumuz çok hasta ve çok yaşlı ve bir sürü kronik hastalığı olan insanlar var. Bunların hiçbiri yok. Aksine nüfusumuz nispeten hala genç.
Başka türlü nasıl açıklanabilir bu kadar çok başvuru? Hekim olarak hastaya yeterince zaman ayıramadığımızda sorununu tam olarak çözemiyoruz. Motivasyonumuzu kaybediyoruz. Hasta tekrar tekrar hekime başvurmak zorunda kalıyor. Bazen hekimler bir şeyi atlamamak için başka hekimlere yönlendirmek zorunda kalıyor. Halbuki hastalara yeterince zaman ayırabilse sorunu anlayıp kendisi çözebilecek.
Hekimler kendilerini güvende hissetmiyor. Korunmacı davranmak (defansif tıp) zorunda kalıyorlar. Çünkü ciddi şiddetle karşılaşma riskleri var. Ayrıca davaya veya şiddete maruz kalmamak için aslında kendisinin çözebileceği konularda uzmanına yönlendirme ihtiyacı hissediyorlar ya da gereksiz tetkikler yapılıyor.
Yeterli zaman ayırsa, böyle bir baskıyla stresle karşı karşıya olmasa belki istemeyecek o tetkikleri. Kendisini güveye almak için o tetkikleri istemek zorunda hissediyor. Maalesef en çok MR ve tomografi çekilen ülkeyiz.”
‘Günde 70-100 hasta bakmak insani değil’
Bakan Kemal Memişoğlu yüksek muayene sayılarıyla gurur duyuyor. Azap ise yüksek sayıda hekime başvurmanın övünülecek bir şey olmadığını söyledi. Bunun sağlık çalışanlarının ‘ölümüne çalışma‘sıyla gerçekleştiğini belirten Azap, şöyle devam etti:
“Hekim sayımız az. Hekim arkadaşlarımız inanın bir bardak çay içecek, kahve içecek, çoğunlukla yemeğe bile gidecek zaman bulamıyorlar. Normal fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamaya zaman bulamadan soluksuz çalışıyorlar. Bu çok tüketici bir şey. Günde 70-80, bazı meslektaşlarımız 100’den fazla hasta görüyor. Bu hiç insani bir şey değil.
Bu kadar kısa süre içerisinde, bu kadar çok sayıda hastaya baktığınız zaman illaki bir şeyler gözden kaçar, atlanır, hata yapma olasılığı artar. Hataları azaltmak için başka yollara bakar (daha çok görüntüleme, test, sevk vs.) Sistem kısır döngüye girer.”
‘Performans sistemi bütün kötülükleri anası’
Azap performans sistemini ‘bütün kötülüklerin anası‘ olarak nitelendirdi. Hekimlerin emekliliklerine yansıyacak, rahat geçinebilecekleri, gelecek kaygısı taşımayacakları sabit bir ücret almaları gerektiğini belirten Azap, “Performans ücretin yüzde 20’sini asla aşmamalı. Yapılan işin sayısına göre değil, kalitesine göre ölçülmeli. Bilimsel olan da budur. Bu yapıldığı zaman sağlık sektöründeki sorunlarının önemli bir kısmı çözülecektir” dedi.
Tıp eğitimi de bozuluyor
Modern tıp eğitimine 14 Mart 1827’de geçildi. Bunun için ‘14 Mart Tıp Bayramı’ deniyor. Ancak bugün tıp eğitiminde de ciddi sorunlarla karşı karşıyayız.
Türkiye nüfusu başına en fazla tıp fakültesi bulunan ülke. Sağlık Bakanlığı kişi başına düşen hekim sayısı eksiğini gerekçe göstererek, açığı kapamak için tıp fakülteleri açılıyor. Azap bunların yeterli altyapısı ve öğretim üyesinin bulunmadığını söyledi:
“146 tıp eğitimi programı, 121 tıp fakültesi var. Maalesef bunların yarıdan azı uluslararası standartlarda hekim yetiştirebiliyor. Ancak yarısından azında yeterli altyapı ve öğretim üyesi var. Yetiştirilebilecek sayıdan fazla öğrenci alınıyor. Uzmanlık eğitimlerinde de ciddi soru işaretleri var. Eğitici sayısının çok az olduğu ya da hiç olmadığı branşlara bile asistan hekim alıyorlar.
Tıp fakültelerinin üç ana görevi var. Eğitim yani hekim ve uzman hekim yetiştirmek, hasta bakım hizmeti vermek ve araştırma yapmak.
Ama işte gelir güvencesi olmadığı için bu eğitim kurumlarında çalışan eğiticilere performans sistemi de dayatıldığı için ancak hasta bakarak yaşamlarını belli bir standartta sürdürebilir hale geliyorlar. O yüzden de eğitime ve araştırmaya daha az zaman ayırabiliyorlar.”
Hekimlerin 12 talebi
TTB’nin iyi hekimlik için talepleri şunlar:
Sağlık kurumlarındaki personel eksikliği bilimsel planlama yapılarak kadrolu ve güvenceli istihdamla giderilmelidir.
Sağlıkta şiddeti önleyecek caydırıcı ve etkin yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir.
Sağlık yöneticileri liyakat esasına göre ve demokratik yöntemlerle belirlenmelidir.
Çalışma saatleri insan onuruna yakışır biçimde düzenlenmelidir.
Performans sistemi kaldırılmalı; yoksulluk sınırının üzerinde, tek kalemde ve emekliliğe yansıyan ücretlendirme sistemi uygulanmalıdır.
Meslek tanımları net yapılmalı, meslek itibarı ve özerklik talepleri baskı ve cezalandırma yöntemleriyle bastırılmamalıdır.
İşçi sağlığı ve güvenliği mevzuatı uygulanmalı, sendika temsilcileri risk değerlendirme ve denetim süreçlerine dâhil edilmelidir.
7/24 açık, ücretsiz, anadilinde kreşler açılmalıdır.
İnsan fizyolojisine aykırı 24 saatlik çalışma biçimleri sona erdirilmelidir.
Asistan hekimlerin 36 saat çalıştırılması engellenmeli, emeklerinin karşılığı olan ücret gaspı durdurulmalı ve nitelikli eğitim hakları korunmalıdır.
Sağlık politikaları belirlenirken meslek örgütlerinin ve sendikaların görüşleri dikkate alınmalıdır.
Sağlık hizmetleri herkes için eşit, ücretsiz, ulaşılabilir ve anadilinde sunulmalıdır.
