Amerika’da Donald Trump’ı başkanlığa getiren geniş bir koalisyon ama bu koalisyonun bir de çelik çekirdeği var. O çekirdek, ‘MAGA’ (Amerika’yı yeniden büyük yap) ideolojisi etrafında birleşen Hristiyan milliyetçisi gruplardan oluşuyor.
“Hristiyan milliyetçisi” kavramı görece yeni bir kavram, Amerika için bile. Çünkü dindar sağcılığı, muhafazakarlığı aşan, beyaz üstünlüğü iddia eden ırkçı hareketle akrabalığı bulunan ama ondan bile büyük bir zemin.
Bu zeminin ana bileşeni protestan evanjelikler. Ama son yıllarda Amerika’da katolikliğe geçişte de bir hızlanma var ve o yeni katolikler de aynı Hristiyan milliyetçiliğinin içindeler.
Örneğin Başkan Yardımcısı JD Vance ve Savunma Bakanı Pete Hegseth bu yeni katoliklerden bazıları.
Evanjelik hareket, her zaman ve biraz da kaçınılmaz olarak “din tüccarı” bir hareket. Bu hareketin önde gelen din adamları hep etraflarına mümkün olan en büyük cemaati toplamaya ve onlardan para kazanmaya çalışmış. O yüzden dinle ilgili söyledikleri her şey abartılı. Başkan Trump’ı “Bizzat Tanrı tarafından yollanmış bir çeşit peygamber veya mesih” gibi adlandırmaları kimseyi çok şaşırtmadı aslında. O din adam ve kadınları öyle abartılı, zaman zaman deliliğin sınırında gözüken insanlar.
Ama katolikler farklı. Çünkü dünyada örgütlü, sert hiyerarşisi olan bir katolik kilisesi var, başında da artık Amerikalı bir Papa var bu kilisenin.
Trump’ın durduk yerde o Papa ile çatışması, üstüne kendini Hazreti İsa gibi tasvire kalkışması, sadece kendi katolik taraftarlarını değil protestan taraftarlarını da şaşırtmış ve hayal kırıklığına uğratmış durumda.
Bakalım durduk yerde kendi ayağına sıktığı bu kurşundan kurtulabilecek mi Trump?