Son 72 saatte art arda gelen üç Instagram paylaşımı: Ufukta yeni br 68 Mayısı mı var?

Geçtiğimiz hafta birbiri ardına çok dikkat çekici 3 Instagram paylaşımı yapıldı.

İlki geçen Perşembe günü Amerikan Rock müziğinin “Boss’u”, Bruce Springsteen’den geldi.

Arkasında yıllardır birlikte çalıştığı orkestrası E-Street Band’la birlikte 31 Mart günü başlayacak olan Amerika turnesini duyuruyordu.

Hemen söyleyeyim…

Dünya Rock müzik tarihi bugüne kadar böyle bir konser turnesi duyurumuna tanık olmadı.

Bruce Springsteen turne duyurusunda neler dedi?

Instagram’da izleyebileceğiniz bu paylaşımda Bruce Springsteen konser turnesini şu sözlerle duyuruyordu:

“Mineapolis… Portland… Los Angeles… San Fransısco… Phoenix… Newark… Sunrise… Florida… Austin… Chicago… Atlanta… Belmond… Long Island… Philedelphia… New York… Brooklyn.. Pittsburg… Ceveland… Boston ve Washington DC…

E Street Band şehrinize geliyor. 

Korkuya karşı umudu,

Otoriterliğe karşı demokrasiyi,

Hukuksuzluğa karşı hukukun üstünlüğünü

Ahlaksız yolsuzluğa karşı etiği,

Bölünmeye karşı birliği,

Ve Savaşa karşı Barışı getiriyoruz…”

Bu bir konser duyurusu değil mücadele manifestosu

Gördüğünüz gibi bu bir konser turnesi duyurusu değil, Trump’a ve onun temsil ettiği her şeye karşı bir mücadele ilanı..

Bir manifesto…

Instagram paylaşımındaki görüntüyü izlerseniz grup halinde bunu ne kadar etkili biçimde yaptıklarını göreceksiniz.

De Niro: Biz 250 yıl önce bir krala karşı savaşarak bu devleti kurduk

Son 72 saat içinde ikinci ilginç paylaşım ise ünlü aktör Robert de Niro’dan geldi.

O da New York’ta Trump’a karşı yapılan “No King” (Kral istemiyoruz) mitingine çağrı paylaşımı yaptı.

Robert de Niro özetle şunu söylüyordu:

“Biz bu devleti, 250 yıl önce bize tahakküm etmek isteyen bir İngiliz kralına karşı verdiğimiz mücadele ile kurduk. Şimdi bu devleti, özgürlüğümüzü elimizden almak isteyen ve aklı sağlığı olmayan yeni bir krala teslim olmayacağız…”

Trump’ın “America’yı yeniden büyük yapalım” soganına karşı yeni bir slogan ortaya atıyor:

“Amerikayı yeniden akıl sağlığı yerinde bir ülke yapalım…”

Sting’in Rembrandt tablosu önündeki paylaşımı

Üçüncü işaret ise dün sabah geldi.

Ünlü şarkıcı Sting, dün gece ARTE Sanat televizyonuda yayınlanan bir programının duyurusunu yapıyordu.

Bu programı Amsterdam’da Rijk Müzesinde sergilenen Rembrandt’ın “Night Watch” (Gece Devriyesi) tablosunun önünde çekmişti.

Orada aynı ismi taşıyan yeni albümünden bir şarkıyı söylüyordu.

Böylece Rock müziği kültürel olarak yeni bir düzeye geçiriyordu.

Rock ve pop müzik sadece bir müzik değildi.

Rembrandt’la aynı kareye giren yeni bir kültürün parçasıydı.

Bu üç paylaşımı yapan insanların yaşı

72 saat içinde 3 ayrı paylaşım yapan bu dünyaca ünlü isimlerin hepsi, 20’inci Yüzyıldan bu yüzyıla kalan yaşlı siyasetçilerle aynı yaş grubundan.

Robert de Niro 82, Bruce Springsteen 76, Sting 74 yaşında…

Yani o yaşlı liderlere karşı bu mücadele bayrağını, onlarla birlikte 20’inci yüzyıldan gelen yaşlı kültür insanları başlatıyordu. 

Çünkü onlar İkinci Dünya Savaşı sonrasında Duvarların yıkılmasını, diktatörlerin devrilmesini ve demokrasinin gelmesini gören ve onun mücadelesini veren bir kuşağın mensuplarıydı.

Şimdi rahmetli Çetin Altan gibi onlar da “Hayal ettiğimiz dünya bu değildi” deyip harekete geçiyorlardı.

Bizler Berlin duvarının yıkıldığını gören nesildeniz

78 yaşındayım.

Yani ben de o kuşaktan bir insanım.

Gördüğüm bu tablo bana 1970 öncesinde ve hemen sonrasında yaşadığım olayları ve o gün esen rüzgarları hatırlattı..

İsterseniz biraz o güne dönelim.

Bundan tam 57 yıl önce, 15 Ağustos 1969 günü

Bundan 57 yıl önce…15 Ağustos 1969 günü…

Dünya sosyoloji tarihinde çok ilginç bir olay yaşandı.

O gün New York şehri bir müzik festivaline hazırlanıyordu.

1960’ların ikinci yarısından itibaren özellikle Los Angeles yakınındaki Laurel Canyon’da başlayan yeni bir müzik akımının önde gelen temsilcileri, NewYork şehri yakınındaki Bethem çiftliğinde üç gün sürecek bir müzik festivalinde sahneye çıkacaktı.

Bu şarkıcı ve gruplar arasında, Jimi Hendrix,  Janis Joplin, The Who, Santana,  Joe Cocker, Crosby, Still,Nash &Young, Jefferson Airplane, The Band, Greatful Dead, Creedence Clearwater Revival gibi o dönemin çok ünlü müzisyenleri ve grupları vardı.

50 bin kişi için planlanan festivale 400 bin kişi gelince

Festival 50 bin kişi için planlanmış ve biletler satılmıştı.

Ancak ilk gün hiç beklenmeyen bir şey oldu.

Konserin yapılacağı çiftlik alanına muazzam bir insan göçü başladı. 

Bilet gişeleri darmadağın  oldu. İnsanlar dağları tepeleri aşarak konser yerine ulaştı.

Akşam üzerine doğru konser alanına gelen insan sayısı 400 bini buldu.

O 400 bin genç insan üç gün boyunca konser alanında kaldı.

Bu konser tarihe “Woodstock Festivali” olarak geçti.

Konserlerin çok ötesinde siyasi ve sosyolojik bir olay haline geldi.

Ahmet Ertegün bile farkına varamadı bu yeni olayın

1930’ların başlarındaki kitlesel Nazi gösterilerinin yerini şimdi sloganı “Savaşma, seviş” olan yeni bir dayanışma biçimi alıyordu. 

Bu yeni neslin temel sloganı ise “Barış’tı…”

Savaş sonrası kuşağı adeta, insanlığı İkinci Dünya Savaşı felaketine götüren aşırı sağ siyasi akımlara karşı meydana çıkıyordu.

Hiç bir müzik yapımcısının farkedemediği bir olaydı bu.

Mesela kurduğu Atlantik plak şirketi ile 20’inci Yüzyılın en önemli müzisyenlerini keşfeden Ahmet Ertegün bu olayın ne olduğunu anlamamıştı.

Ertegün’ün 100 bin dolar vermediği görüntüler 50 milyon dolar hasılat yaptı

O kadar anlamamıştı ki, düzenleyici 4 genç, festivalin görüntü haklarını 100 bin dolar karşılığı teklif ettiklerinde Ahmet Ertegün iş yapmaz diye kabul etmemişti.

Festivalin görüntülerinden yapılan film bir yıl sonra gösterime çıktığında inanılmaz bir gişe başarısı elde etti. 600 bin dolara mal olan film 50 milyon dolar gişe hasılatı yaptı.

Filmi yapanlar arasında, daha sonra Taxi Driver filmiyle bütün dünyaya Robert de Niro gibi dev bir aktörü kazandıracak olan  Martin Scorsese de vardı.

Robert de Niro da o kuşağın insanıydı.

Dediğim gibi bu yeni bir küresel nesilin ortaya çıkışıydı.

Woodstock sadece festivalin yapıldığı o çiftlikte kalmamış, küresel bir “Birliktelik” ve “Dayanışma biçimi” haline dönüşmüştü.

Müzik insanlık tarihinin belki de hiç bir döneminde olmadığı kadar önem ve ağırlık kazandı günlük hayatımızda.

Dev küresel konserler bütün dünyada yepyeni bir dayanışma biçimi meydana getiriyor.

Gazze’deki katliamı siyasetçiler değil bu yeni dalga önleyecek

Sosyologlar, stadlardan ve festivallerden gelen bu yeni sesi şimdiden duymaya başladılar.

Çünkü post Covid dönemdeki bu konser dalgaları, dünyayı saran popülist otoriterliğin karşısına dikilen yeni bir enternasyonalin bayrağı haline geliyor.

Bir çok sosyolog,  Gazze’deki katliamı durduracak asıl dalganın bu yeni sosyolojiden doğacağını  bekliyorlar.

Çünkü bu yeni sosyoloji, Gazze’yi bir din savaşı değil, bir insanlık trajedisi olarak görüyor. 

1960’ların klasik sağcıları ve solcuları da anlamamıştı

Bruce Springsteen’in konser turnesi paylaşımı, Robert de Niro’nun manifesto gibi konuşması işte bu nedenle çok anlamlı birer işaret. Siyaseti, haber televizyonlarındaki vasat konuşan kafa gevezeliğinden ve Salı günleri grup toplantısı nutuk ve belagatından  ibaret görenlerin   anlayabileceği  bir şey değil bu.

Çünkü onların gözünde “Bu gibi şeyler” bir “avuç marjinalin fantezilerinden” ibaret.

Öyle baktıkları için, bir Oasis konserinde 40 gün boyunca her gece 100 bin kişilik stadları dolduran kalabalıkların yanında kendi mitinglerinin ne kadar cüce kaldığını bile  farkedemiyorlar.

Asıl marjinalleşenin, “Halk adına” yaptıklarını iddia ettikleri siyaset olduğunun ise zerre kadar farkında değiller.

Avengers çağında Voltran yapan yeni kalabalıklar 

Artık bir “Avengers” çağındayız. 

Dünyayı harabeye çevirmek isteyen despot tanrı liderlerin kötülüklerine karşı birleşen ve Voltran yapan yeni bir dalga geliyor. 

Dönemin ABD Başkanı Nixon, Woodstock konserleri öncesi ve sonrası oluşan o dalganın ne olduğunu anlamamıştı.

Bugünün yaşlı popülist siyasetçilerinin, Trump’ın MAGA takımının da bu dalgayı anlaması mümkün değil.

Anlamıyorlar ama içgüdüsel olarak konserlerden korkuyorlar

Anlamıyorlar ama hepsi de içgüdüsel biçimde konserlerden, stadlardan korkuyorlar.

Vietnam Savaşını Woodstock’dan gelen o derin dalga bitirmişti.

Bugün bütün dünyanın  başına bu büyük felaketleri saran popülist dalgayı da işte son 72 saatte gördüğümüz bu işaretler önleyecek.

Yani Batı dünyasının ufkunda yeni ama çok farklı bir “68 ikliminin ilk işaretleri görünmeye başladı.

Yeni dalga sokak hareketleri, barikatlar, dev mitingler değil

Robert de Niro o çağrısında “Biz tamamen barışçı yolla mücadele edeceğiz” diyordu.

Yani bu dalga 68’deki gibi sokaklarda olmayacak.

Vurup kırmayan, barikatlar kurmayan, şiddete başvurmayan yeni bir dalga…

Benim sosyolog gözüm bana bunu söylüyor.

Ve bir de şunu söylüyor:

“20’nci Yüzyıldan kalmış yaşlı siyasetçilerin otoriter siyaset dönemi sonuna geliyor…”

Onlar ne Gazze’deki trajediyi bitirebildiler, ne de savaşlara mani olabildiler.

Popülist otoriterliğin en sembol ismi ilk büyük darbeyi orada yiyecek

Bunu işte bu barışçı dalga başaracak.

O nedenle Bruce Springsteen’in konserlerini iyi izleyin.

Nixon en büyük darbeyi Woodstock Festivali’nden sonra yemişti. 

21’ici Yüzyılın otoriter popülizminin en büyük sembolü Trump ilk büyük darbeyi Bruce Springsteen ve onu izleyen öteki konserlerde yiyecek.

Yorum gönder