Sağlıklı böbrek, sağlıklı hayat
PAÜ Hastaneleri Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Belda Dursun yaptığı açıklamada şu bilgileri paylaştı: “Her yıl Mart ayının ikinci Perşembe günü, kronik böbrek hastalığına dikkat çekmek ve böbrek hastalıklarının erken tanısına yönelik farkındalığı artırmak amacıyla Dünya Böbrek Günü olarak anılmaktadır. 2026 yılında 12 Mart tarihine denk gelen bu özel günün teması ‘Bizim Böbreklerimiz, Bizim Gezegenimiz: Sağlıklı Çevre ile Sağlıklı Böbrekler’ olarak belirlenmiştir. Bu tema, böbrek sağlığının yalnızca bireysel sağlık alışkanlıklarıyla değil, aynı zamanda çevrenin sağlıklı olmasıyla da doğrudan ilişkili olduğunu vurgulamaktadır. Sağlıklı bireyler için temiz suya erişim, hava kirliliğinin azaltılması, sağlıklı bir besin zincirinin oluşturulması ve sürdürülebilir yaşam koşullarının sağlanması büyük önem taşımaktadır. İklim değişikliği, çevre kirliliği, sağlıksız kentleşme ve temiz su kaynaklarına erişimde yaşanan sorunlar böbrek hastalıkları açısından önemli risk faktörleri arasında yer almakta; bu nedenle böbrek sağlığının korunması çevrenin korunmasıyla yakından ilişkilidir. Kronik böbrek hastalığı dünya genelinde giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Erken dönemde fark edilip tedavi edilmediğinde ağır böbrek yetmezliği, kalp ve damar hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmekte ve hatta ölümle sonuçlanabilmektedir. Dünya genelinde kronik böbrek hastalığının görülme sıklığının yaklaşık yüzde 10–12 civarında olduğu bilinmektedir. Türkiye’de ise Türk Nefroloji Derneği tarafından yapılan tarama çalışmalarında bu oranın yaklaşık yüzde 16’ya ulaştığı tespit edilmiştir. Kontrolsüz diyabet ve hipertansiyon, kalp hastalıkları, obezite, ileri yaş, ailede böbrek hastalığı öyküsünün bulunması, sigara kullanımı, sık ağrı kesici ilaç tüketimi ve böbrek taşı ya da idrar yollarında tıkanma gibi ürolojik problemler kronik böbrek hastalığı açısından önemli risk faktörleri arasında yer almaktadır.”
Prof. Dr. Belda Dursun: “Erken tanı için düzenli kontrol şart.”
Kronik böbrek hastalığının en önemli özelliklerinden birinin çoğu zaman belirti vermeden sinsi bir şekilde ilerlemesi olduğuna değinen Prof. Dr. Dursun bu nedenle özellikle risk grubunda bulunan bireylerin düzenli sağlık kontrollerini yaptırmalarının büyük önem taşıdığını söyledi. Basit kan ve idrar testleri ile böbrek fonksiyonlarının yılda en az bir kez kontrol edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Dursun, testler sayesinde hastalığın erken dönemde tespit edilmesine olanak sağlandığını vurguladı.
Prof. Dr. Belda Dursun sözlerine şöyle devam etti: “Erken teşhis edilmediği ve gerekli tedavi uygulanmadığı durumlarda hastalık ilerleyerek son dönem böbrek yetmezliğine dönüşebilmekte ve bu aşamada diyaliz veya böbrek nakli gibi ileri tedavi yöntemleri gerekli hale gelmektedir. Böbrek hastalıklarının önlenmesinde koruyucu hekimlik yaklaşımları büyük önem taşımaktadır. Özellikle gereksiz antibiyotik ve ağrı kesici kullanımından kaçınılması, ilaçlı tomografi ve anjiyografi gibi görüntüleme işlemleri sırasında böbrek fonksiyonlarının dikkatle izlenmesi ve riskli ameliyatlar öncesi ile sonrasında gerekli koruyucu önlemlerin alınması böbrek sağlığının korunmasında önemli rol oynamaktadır. Bunun yanı sıra hekim kontrolü dışında ilaç ya da ürün kullanılmaması ve özellikle sıcak iklimlerde yaşayan bireylerin yeterli miktarda su tüketmeye özen göstermesi gerekmektedir. Kronik böbrek hastalığının önlenmesi yalnızca sağlık çalışanlarının değil, toplumun tüm kesimlerinin sorumluluk almasını gerektirmektedir. Çocukluk çağından itibaren sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılması, obezite, diyabet ve hipertansiyonun önlenmesi açısından son derece önemlidir. Sağlıklı ve dengeli beslenmek, aşırı tuz ve şeker tüketiminden kaçınmak, yeterli ve güvenli su içmek, düzenli egzersiz yapmak, sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durmak ve düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemek böbrek sağlığının korunmasına önemli katkı sağlamaktadır. Aynı zamanda çevreyi koruyan ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi hem çevre sağlığını hem de böbrek sağlığını korumaya yardımcı olmaktadır. Bu nedenle sağlıklı bir toplum için bireysel sağlık bilincinin artırılması kadar, yaşanabilir ve temiz bir çevrenin korunması da büyük önem taşımaktadır.”
