Bir (her) sabah uyanıyorsun. Her şey “normal”. İşin var, maaşın var, hayat akıyor. Ama içeride bir yerde bir şey eksik.
Sessiz ama ısrarcı bir soru: “Bu gerçekten benim istediğim hayat mı?”
Çoğumuz bu soruyu bastırıyoruz. Çünkü cevap vermek, değiştirmeyi de gerektiriyor.
Farklı yaşlardan, farklı pozisyonlardan insanlarla konuşuyorum. Dışarıdan bakınca “doğru yolda” görünenlerin iç sesi çok başka:
“Değiştirmek istiyorum ama nereden başlayacağımı bilmiyorum.”
“Severek yapacağım bir iş bulsam, bir dakika durmam.”
“Mutsuzum ama alıştım.”
Bu cümleler o kadar tanıdık ki. Çünkü gerçek.
Ama şu da gerçek: Her birimizin hayatı tek. Ve o hayatın direksiyonunda aslında biz varız.
İş hayatı uzun bir yolculuk. Ortalama 25-30 yıl. Ve bu yolculukta kendimize sormamız gereken bazı sorular var.
Zor sorular. Bazen kaçtığımız, bazen ertelediğimiz sorular. Ama cevapları hayatımızı değiştiren sorular:
Ne yapmak istiyorum?
Beni gerçekten ne heyecanlandırıyor?
Hangi insanlar ve hangi işler merakımı artırıyor?
Nasıl bir hayat yaşamak istiyorum?
Bu soruların cevapları; unvanlardan, maaş paketlerinden çok daha güçlü. Çünkü doğrudan iş tatmini ve mutlulukla ilgili.
Ve evet…
“Kalp atışı sayınız” doğru kararı belirler.
O iş kalbini hızlı çarptırıyorsa, doğru yerdesindir. Yavaşlatıyorsa, düşünme zamanı gelmiştir.
Şunu net söyleyebilirim: İlk adımda doğruyu bulmak zorunda değiliz. Zaten kimse bulmuyor.
Deneyerek buluyoruz. Yanılarak öğreniyoruz. Cesaret ettikçe yaklaşıyoruz.
Bugünün dünyasında doğru işi bulmak daha zor. Ama aynı zamanda seçenekler hiç olmadığı kadar fazla. Yani risk almak daha anlamlı.
Çünkü hareket eden kazanıyor.
Bana en çok sorulan sorulardan biri şu: “Kurumsalı hiç özlemiyor musun?”
Cevabım kısa ve net: Hayır.
Çünkü içerideyken çoğu şeyi görmüyordum. Sorgulamıyordum. Hatta bazen sorgulamaktan özellikle kaçıyordum. Bunları cevaplamak yerine günlük krizlerle uğraşıyordum.
Geçtiğimiz günlerde üst düzey bir pozisyondan ayrılan bir dostumla konuştuk.
Cümleleri çok netti:
“Artık vereceğim her karar daha iyi olacak. Önümde çok seçenek var. Düşünmesi bile heyecan verici.”
Bakın, burada kritik kelime: heyecan.
Bir başka örnek:
Boğaziçi Uluslararası İlişkiler mezunu, otuzlarında bir arkadaşım. Kısa bir bankacılık deneyiminden sonra bambaşka bir yol seçti.
Şu anda başka bir ülkede IKEA dolapları monte ediyor.
Dışarıdan bakınca çok büyük ve zor bir karar. Ama sesini duyduğunuzda tek bir şey anlıyorsunuz: Mutlu.
Kendi seçimini yapmış bir insanın sesi bu. Net, rahat, huzurlu.
Uzun yıllar okuyoruz. En iyi okulları kazanıyoruz. “Doğru” meslekleri seçiyoruz.
Ama çoğu zaman içimizden bir ses hiç susmuyor: “Bu değil.”
Eğer cesur değilsek… O sesi susturuyoruz.
Sevmediğimiz bölümler, sevmediğimiz işler… Ve yıllar geçiyor.
Ama eğer küçücük bir cesaret varsa… O zaman hikâye değişiyor.
“Ben istediğimi yapacağım” diyenler sahneye çıkıyor. Ve en ilham verici insanlar da onlar oluyor.
Bugün etrafıma baktığımda beni en çok heyecanlandıran insanlar çok net:
Politika okuyup festival yapanlar.
Mühendislik okuyup politika yapanlar.
Resim okuyup müzik yazarı olanlar.
İşletme okuyup aşçı olanlar.
Yani kalbini dinleyenler. Çünkü onlar hayatı “mantıklı” değil, “canlı” yaşıyor.
Eğer aşağıdaki cümleleri kurmaya başladıysan, zaten yeni kararlara hazırsın demektir:
• Daha anlamlı işler yapmak istiyorum
• Kendime ve sevdiklerime daha çok zaman ayırmak istiyorum
• Zamanımı kendim yönetmek istiyorum
• İyi olduğum şeyleri yapmak istiyorum
• Kendi kurallarımı koymak istiyorum
• Yaptığım işi anlatırken heyecan duymak istiyorum
Bu cümleler “şikâyet” değil. Bunlar “sinyal”.
İyi haber şu: Harekete geçmek için dev adımlar atmana gerek yok.
Küçük hareketler yeterli:
• İlham veren insanları takip et
• Farklı işler için görüşmeler yap
• Yeni insanlarla tanış
• Kendine zor sorular sor
• Bu yolu yürüyenlerle konuş
• Basit bir yol haritası çıkar
• Merak listesi oluştur
Hareket, hareketi doğurur.
Ve şunu unutma:
Kimse her şeyi bilerek başlamıyor. Kimse hazır hissettiği için adım atmıyor. Herkes biraz korkarak, biraz şüphe ederek, ama yine de ilerleyerek değiştiriyor hayatını.
Çünkü hayat bekleyince değil, hareket edince başlıyor.
Harekete geçmek için benden güzel bir öneri: 9 Nisan’da MSA Maslak Kampüs’te Genwise’ın ‘Harekete Geçiren Buluşmalar-2’ var.
BigChefs kurucusu Gamze Cizreli, ‘İlham ve Cesaret’ konuşmacımız.
Banka kredisi ile kurduğu global markasını, ‘kurumsaldan girişimciliğe’ geçiş hikayesini paylaşacak.
Yeni insanlarla tanışmak, farklı fikirler duymak için sen de katıl.
Kalp atışını hızlandıran neyse, oraya doğru git.
Yorum gönder