Çocuklar duymasın
Ebeveynler çocuklarına her şeyi anlatmalı mı? Peki konu seks olunca… cevabınız hâlâ aynı mı kalıyor?
Geçtiğimiz günlerde New York Times’taki bu etik soruya göz atarken tam da bunu düşündüm. Yıllarca çift hayat yaşayan, “Seks bağımlılığı” ile mücadele eden bir adam… Eşiyle birlikte evliliğini kurtarıyor. Terapi, 12 adım programları, yüzleşme… Her şey yapılmış. İyileşmişler.
Ama şimdi başka bir kriz var: Çocuklara gerçeği söylemeli miyiz?
Ve işte asıl modern aile sorusu burada başlıyor.
Önce seks bağımlılığına bakalım. Çünkü bu hikâyenin kalbinde bu var.
“Seks bağımlılığı” dediğimiz şey aslında gri bir alan. DSM-5 (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı) bunu resmi bir tanı olarak kabul etmiyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün ICD-11 sınıflamasında ‘Kompulsif Cinsel Davranış Bozukluğu’ olarak geçiyor. Yani kontrol edilemeyen cinsel davranış bozukluğu olarak kabul ediliyor.
Mesele “çok seks yapmak” değil. Mesele kontrol kaybı ve tekrarlayan bir döngü olması. En önemlisi de hayatın zarar görmesi.
Uzmanlar bu insanların çoğu zaman zevkten değil, kaygıdan, boşluktan, yalnızlıktan kaçmak için seksi kullandıkları fikrinde. Yani seks burada bir haz değil de bir duygu düzenleme mekanizması.
Seks, birçok kişi için negatif duygularla baş etme yolu olarak kullanılıyor. Dışarıdan bakıldığında “aldatma” gibi görünen davranış, içeride tekrarlayan bir döngü: dürtü yükseliyor, davranış gerçekleşiyor, ardından suçluluk ve pişmanlık geliyor, sonra aynı döngü yeniden başlıyor.
Bu yüzden burada sorun yalnızca sadakat değil; çoğu zaman duygu düzenleme güçlüğü ve sağlıklı yakınlık kuramama meselesi.
Bahsettiğim yazıdaki çift evliliğini kurtarmış. Kolay mı, asla. Partnerde bu sorun varsa bu evlilik kurtarılır. Ama romantik bir “affet ve unut” hikâyesi olmaz. Bu, ağır bir yeniden inşa süreci olur. Önce inkârın bitmesi ve sorumluluk alınması gerekir. Bolca şeffaflık ve terapi ile gerçekle yüzleşme de.
İlginç bir gerçek var. Birçok çift, bu süreçten sonra ilk kez gerçekten dürüst bir ilişki kurduklarını söylüyor. Çünkü çoğu evlilik ihanetle değil, saklanan gerçeklerle çöküyor.
Şimdilerde radikal şeffaflık çok yaygın.
Ben bunu 30-40 yaş annelerde özellikle sosyal medya etkisiyle gözlemliyorum. “Her şeyi bilsinler, her şeyi anlayarak büyüsünler.”
Bunu biraz açarsak mesele aslında “iyi niyetli ama yönünü şaşırmış” bir ebeveynlik trendi. Bugünün 30–40 yaş anneleri, kendi çocukluklarında yaşadıkları suskunluğu telafi etmek istiyor. “Benimle konuşulmadı, çocuğumla her şeyi konuşacağım” diyorlar. Sosyal medya da bunu sürekli besliyor: terapist dili popülerleşti, “duygu paylaşımı”, “açıklık”, “şeffaflık” kutsandı.
Ama burada ince bir kayma var. Şeffaflık ile sınır koyamama birbirine karıştı.
Anne çocuk iletişiminde yanlış anlaşılan birkaç iletişim trendi var: Mesela “Çocuğumla arkadaş gibiyim” yaklaşımı. Eşitlik güzel ama çocuk ebeveyninin arkadaşı değildir. Bu bakış açısı, çocuğu yetişkin meselelerinin içine çekiyor.
Bir de “Her şeyi konuşmak sağlıklıdır” miti var. Hayır. Sağlıklı olan her şeyi konuşmak değil, gelişim düzeyine uygun olanı konuşmak. Asıl filtre koymamak travma yaratabilir.
Bir de “Duyguları saklamak zararlıdır”ın yanlış yorumunu görüyorum. Duyguları bastırmak zararlı evet, ama her duyguyu çocuğa boşaltmak da sağlıksız. Bu, çocuğu ebeveynin regülasyon aracı yapar.
Son olarak da “Travma şeffaflıkla çözülür” inancı söz konusu. Oysa bazı bilgiler çocuğu iyileştirmez; sadece erken yaşta yük taşımaya zorlar.
Hep şunu düşünüyorum. Çocuklar ebeveynlerinin ilişkisinin tanığıdır ama terapisti değildir, kesinlikle “duygusal partneri” değildir.
Sonuçta ne oluyor? İyi niyetle kurulan bu “radikal açıklık”, çocuğu daha bilinçli değil daha yük altında büyütüyor. Çünkü çocuk için en sağlıklı şey her şeyi bilmek değil; güvende hissetmektir.
Aile dediğimiz şey sadece doğrular üzerine kurulmaz. Bazen… doğru dozda bilinmeyenler de gerekir.
Belki de ebeveynlik şu sormayı gerektiriyor: “Bunu anlatıyorum da çocuğum için mi? Yoksa kendi suçluluğumu hafifletmek için mi?”
Yani bu konuda iki kişi arasında yaşanan bırakın orada kalsın. Kol kırılsın yen içinde kalsın.



Yorum gönder