Bu Coğrafyada Savaşlar Demokrasi Götürmek İçin Başlar Kabaran Cüzdanlarla Biter

“Artık petrol sorun değildi”.
Bu ses hep aynı yerden geliyordu:
Uzaktan.
Ekranların yukarıya doğru aktığı grafiklerden.
Gelecek Satışı yapılan pürüzsüz dilden.
Kutsal aylarında bir islam ülkesinin çoçukları kilometrelerce öteden atılan bombalarla öldürülürken, Birleşik Krallık yakıtı karneye bağlamayı tartışıyordu.
Haberler bununla sınırlı değildi.
Bazı yerlerde modern teknolojiyle uzaktan kalleşçe adam avlama savaşı başlamıştı.
Sebep gayet “medeni” görünüyordu:
Özgürlük, demokrasi götürmek, kötü tekrarların peşinen önünü kesmek, vs.
Lakin birkaç hafta geçti, şapkalar düştü, kel göründü.
Savaş, petrol yataklarının tam üzerinde başlamıştı.
Dert gün gibi ortadaydı.
“Petrol sorun değil” denilen bir çağda, petrol hâlâ savaş nedeniydi.
1973 Petrol Krizi’nde de, dünya birden “tasarruf” kelimesini hatırlamıştı.
Işıklar kısıldı, yollar boşaldı.
Kuyruklar, bekleyişler, eksik cümleler başladı.
Sonra, birilerinin korkunç kazançlar sağladığı anlaşıldı.
Mesele hiç değişmemişti:
‘Bugün’ dediğimiz şey aslında hep ‘dün’dü.
Değişen yenilenmiş birkaç kavramdı.
“Kıtlık” yoktu, “optimizasyon” vardı.
“Yokluk” yoktu, “önceliklendirme” vardı.
Karne eskiydi, ama hâlâ yürürlükteydi.
Oysa birilerinin dilinde, “geçiş başladıysa, bitmiş sayılmalıydı”.
“Petrol çağı” bitiyordu.
Hepsi buydu.
Dün kuyruk vardı, bugün algoritma.
Dün istasyon vardı, bugün sistem.
Sahnede dili güncellenmiş bir eski oyun vardı.
Elon Musk, “Gelecek elektrik” buyurdu.
Mark Carney, “Piyasalar fiyatladı”.
Fatih Birol uyarıyordu gerçi; “Enerji sorunları hâlâ çözülmemişti, denge kırılabilirdi.”
Ama iyimserin işlevi, “Çağı parlatmak”tı.
Ve dijital çağın iyimserleri aynı sahneye çıktı, replikleri şunlardı:
Tim O’Reilly: “Her sektör dönüşmeli; bu, internetten büyük.”
Alan Watts: “Değişimi anlamanın tek yolu dans etmek.”
Steve Jobs: “İnovasyon lider ile takipçi farkıdır.”
Jeanne W. Ross: “Tek dönüşen teknoloji değil — teknoloji seni dönüştürür.”
John Chambers: “Uyum sağlayamazsan işletmenin %40’ı yok olur.”
Para durmadan dönüyordu, gerçi petrolden söz eden yoktu.
Hatta gözüyle görmüş gibi, “ABD o işi artık çözdü” diyenler bile vardı.
Bu inciler birer aforizma gibi parlıyordu.
Ama ışık, gölgeleri gizleyemedi.
Çağ parlatılıyordu.
Oysa yayılması için cansiperane uğraşılan bir ışık, niyetlerdeki karanlığı gizleyememişti.
Petrolün, kuyrukların, algoritmaların, ekranların ve aforizmaların arasından bir soru usul usul ortaya çıkıyordu:
Bir şey gerçekten bitiyorsa, neden hâlâ savaş nedeniydi?



Yorum gönder