Geçen hafta salıyı çarşambaya bağlayan gece yarısı İran ile ABD-İsrail ikilisinin ilan ettiği ateşkesin bir şartı vardı: Hürmüz Boğazını gemi trafiğine açmak.
İran, ateşkesle birlikte Hürmüz’ü açtığını da ilan etti. İran Dışişleri Bakanı bizzat kendisi söyledi, boğaz açıkta ama “teknik zorluklar” vardı.
Neydi o “teknik zorluk”?
Hürmüz Boğazı, bir kıyısında İran’ın, karşı kıyısında ise Umman ve kısmen Birleşik Arap Emirlikleri’nin olduğu, en dar noktasının 33-40 kilometre olduğu bir geçiş noktası.
Doğal olarak bu en dar alanda bile kıyıdaki ülkelerin kendilerine ait karasuları var. Ama bir de boğazın ortasında kalan “uluslararası sular.”
İran, işte bu uluslararası sulara mayın döşedi. Boğazın BAE ve Umman tarafında su çok sığ, büyük gemilerin geçmesine izin vermiyor. Buna karşılık boğazın İran kara sularında kalan kısmı derin. İran buradan ücret mukabili geçiş izni veriyor. Ama görüyoruz ki, savaşın başından beri İran’dan izin alıp ve bu ülkeye para ödeyip geçiş yapabilen toplam gemi sayısı, savaş öncesi bir tek günde körfezden geçenden bile az. Ateşkesten beri geçen gemilerden teki bile petrol taşımıyordu, hepsi kuru yük gemisiydi.
Şimdi, dün Amerikan donanması önemli bir taktik hamle yaptı. İslamabad’da barış görüşmeleri devam ederken ve henüz bu görüşmeler anlaşmazlıkla sonuçlanmamışken iki savaş gemisini (USS Frank E. Peterson ve USS Michael Murphy’yi) boğazın uluslararası sularından içeri soktu. Bu iki gemi de Amerikan donanmasının ‘Arleigh Burke’ sınıfı diye nitelediği ve Aegis füze savunmasına sahip olan gemiler.
Bu iki kardeş gemi boğazda mayın temizleyecek.
İran tarafı önce bu iki geminin boğazdan geçtiğini reddetti. Sonra bu gemilere dron atıldığını, bunun üzerine gemilerin gerisin geri kaçtığını öne sürdü. İkisi de doğrulanmadı. CENTCOM ise önümüzdeki günlerde bu iki gemiye su altı dronlarının da katılacağını ve mayın temizlemeye başladıklarını duyurdu. The New York Times’ın haberine göre bu iki gemi boğazı geçip Basra Körfezi’ne girdikten sonra İran’a ait bir gözetleme dronunu düşürdü, bir süre içeride kaldıktan sonra da boğazdan geri çıktı. Şu an Umman Körfezi’nde.
Belli ki Amerika boğazın uluslararası sularını yeniden ticari trafiğe açmak için aktif tutum alıyor ve bu iki geminin girişi aslında önümüzdeki günlerde yapılacak mayın temizleme operasyonları için bir keşif gezisi mahiyetindeydi.
Yarın uluslararası sularda mayın temizlediğini söyleyen Amerikan gemilerine İran saldırır mı?
Bu zor bir soru.
Eğer saldırırsa İran ateşkesi bozmuş olacak ve savaş yeniden başlayacak. Yok saldırmazsa ve bu gemiler boğazdan güvenli bir geçiş yolu açmayı başarırsa, bu kez Amerika’nın yanısıra 40’a yakın ülkenin taahhütte bulunduğu boğazdan güvenli geçişe savaş gemilerinin eşliğinde başlanması gerçek olabilir. Bu da İran’ı elindeki yegane kozdan yoksun bırakabilir.
O yüzden İran şimdi düşünüyor: Bu gemilere saldırmalı ve onların mayınları temizlemesine engel mi olmalı, yoksa ateşkesi mi sürdürmeli?
Savaş, risksiz bir şey değil. Amerika bu iki gemisini o gerginliğin ortasına sokarak ve İran’ın kolay saldırılarına hedef yaparak büyük bir risk alıyor. Ama öte yandan İran açısından da büyük riskler var: Bu gemilere saldırmak, birden bire Amerikan kamuoyunu bu savaşın yanına geçirebilir ve Amerika İran’ın istediği her yerine saldırmakta birden elini rahatlamış bulabilir.
İran’ın bu savaşta elindeki yegane koz olan Hürmüz Boğazı üzerindeki tehdidini kaybetmek istememesi de anlaşılır bir şey. Hürmüz eğer açılırsa İran’ın müzakere edecek hiçbir şeyi kalmaz.
İran, eğer savaş sürerse kendi petrol, gaz ve petrokimya ürünü ihraç etme kapasitesinin tamamen Amerika ve İsrail’in insafına kaldığının farkında olmalı.
O yüzden JD Vance’in 21 saatlik müzakere masasından kalkıp doğruca uçağına gitmesi ve ülkesine dönmesi İranlıları düşündürüyor olmalı.