Amerika’nın kurtarma operasyonu: İran bu utançtan kurtulabilir mi?
Dünyanın dört bir yanında ordular ve özellikle de askeri taktik ve strateji uzmanları eminim hem ABD ve İsrail’in savaştaki davranışlarını hem de İran’ın verdiği cevapları dikkatle izliyor.
Özellikle Avrupa, Çin ve Hindistan gibi bu savaşı uydulardan da takip etme, anlık bilgi edinme kapasitesine sahip olan ülkelerin askeri taktisyenleri bu savaştan kendilerine dersler çıkartmaya çalışıyor.
Cuma günü İran, Amerikalıların hala nasıl becerildiğini bilemediği bir biçimde bir F-15 Eagle savaş uçağını düşürdü. “İran’ın bunu nasıl becerdiği bilinmiyor” dedim, sebepsiz değil: Bu uçak yüksek manevra kabiliyetiyle bilinen, son derece çevik ve hızlı bir uçak. Onu düşürmek kolay değil.
Ama düşürüldü. İçindeki pilot ve silah subayı kendilerini uçaktan fırlattılar. Sonrasında da hemen Amerikalıların arama-kurtarma çalışmaları başladı. Uçak düştükten 6 saat sonra pilot bulunmuş ve kurtarılmıştı. Silah subayını bulmak ve kurtarmak ise 36 saatten fazla süren, son derece karmaşık ve bugün bu yazının da konusu olan bir operasyona neden oldu.
Ama önce birinciden başlayalım. Cuma günü uçak düşer düşmez Amerika’nın arama kurtarma operasyonu başladı. Görüntüleri İran sosyal medyasında yayımlandı, iki tane Sikorsky BlackHawk helikopter İran toprakları üzerinde bir tanker uçaktan yakıt ikmali yapıyor. İranlıların yerden tüfekle ateş etme görüntüleri Pazar günü yayımlandı.
İran hava sahasının helikopter uçuşu dahil ne kadar açık bir saha olduğunun açık kanıtı bu görüntüler. Helikopterlere yerden tüfeklerle ateş açılıyor, bir mürettebat bu ateşte yaralanıyor. Ama o helikopterler pilotu bulup Kuveyt’e getirdi.
Bir an için hayal edin: Türkiye bir düşman güçle savaş halinde, bir düşman uçağını düşürüyor ama düşman helikopterleri mesela Konya’ya kadar gelip burada düşen uçağın pilotunu buluyor ve alıp geri götürüyor.
İran’da yaşanan şey bu.
Ama daha bitmedi. Dediğim gibi silah subayının nerede olduğunu henüz bilmiyor Amerikalılar. Bugün The Wall Street Journal ve The New York Times’daki kurtarma operasyonu haberlerine bakılacak olursa, silah subayından önce bir sinyal geliyor ama eğitim gereği bu sinyaller kesintili gelmek durumunda, yoksa İran da aynı sinyali izleyebilir. Amerikalılar sinyalin gerçek olup olmadığından kuşkuya kapılıyor ama yine de takip ediyor.
Zaman içinde Amerika’nın insansız hava araçları söz konusu silah subayını dağda saklandığı yerde görüntülüyor ve kurtarma operasyonu başlıyor.
Operasyonu standart arama kurtarma ekipleri değil, Amerikan ordusunun seçkin özel kuvvetlerinden bir karma grup yürütüyor. O grupların kullandığı standart uçaklardan biri bizim de en son Gürcistan üzerinde düşen askeri kargo uçağımız olan Amerikalıların C-130 uçakları.
Amerikalı askerler kendilerini İran’ın derinliklerine taşıyan iki C-130 nakliye uçağını imha ettiler.
Bunlardan iki tanesi komandoları da alıp havalanıyor ve İran’da operasyon sahasında buldukları bir toprak piste iniyor. Personel kurtarma için yola çıkıyor ama inen uçakların ön tekerlekleri çamura veya toprağa saplanmış durumda. Uçakları bir türlü hareket ettiremiyorlar. Bunun üzerine üç uçak daha isteniyor, bu iki uçak imha ediliyor. Kurtarılan silah subayı ve komando ekipleri (gazeteler yüzlerce diyor) uçaklara biniyor ve Kuveyt’e uçuyor.
İran televizyonu, yerel halkın arama çalışmalarına katıldığını gösteren görüntüler yayımladı.
Konya benzetmesine devam edeyim, daha iyi anlaşılsın: Bu kez gelenler helikopter değil, ama uçuş hızı olarak çok da helikopterden farklı olmayan pervaneli C-130 uçakları. Önce iki tanesi Konya’da toprak bir alana iniyor, o yetmiyor üç tane daha geliyor. Sonra da son gelen üç tane geldiği gibi geri geriyor. Türkiye’nin bırakın önlemeyi haberi bile olmuyor.
İranlılar, Amerikalıların imha etmek zorunda kaldığı iki uçağın patlama ve yanma görüntüsünü ancak uzaktan çekebiliyor. Neden sonra, pazar günü uçakların enkazına ulaştılar ve sanki büyük bir zafer gibi bunu gösterdiler.
Oysa ortada büyük bir utanç var. Ülkelerinin derinliklerinde, inanılmaz genişlikte (Konya benzetmesini bundan yaptım) bir alanda ne yerde bir kontrolu var İran’ın ne havada. Yerel halkı ödül vadederek pilotu bulmaya teşvik ediyorlar ama bir yabancı 36 saat kırsal alanda gizlenebiliyor. (Sıkıysa Türkiye’nin olabilecek en ıssız yerinde 36 saat gizlenin, yerel halkın işbirliği veya görmezden gelmesi olmadan mümkün değil bu. Bir zamanlar PKK bunu becerebilirdi, artık beceremez. PKK, ‘Parapet’ adı verilen uyduruk tek kişilik hava araçlarıyla Suriye’den Türkiye’ye onlarca kez sızma denedi, ancak iki veya üçünde kısmi başarı elde etti.)
***
Bu savaşın ayırt edici özelliği, savaşın topyekün bir savaş olmaması.
Öyle olduğu için de, savaş ister istemez asimetrik gelişiyor.
İran’ın 400 bin kişilik bir kara ordusu var ama bu ordu oturduğu yerde oturuyor. İran adına bir savunma faaliyeti pek az var. Onun yerine İran füzeler ve dronlar fırlatıyor. Bunları çok daha az sayıda personel büyük bir gizlilik içinde yapıyorlar.
İran hava sahası, F-15 E’nin düşürülmesi bir istisna, yol geçen hanı. Bir kara savaşı olmadığı için ülkede bir topyekün savunma anlayışı da, hazırlığı da yok.
Amerika’nın öyle yıkıcı bir hava gücü var ki, işte kurtarma operasyonu için ülke içine giren yüzlerce komandonun yakınına bile gidemiyor İran kara güçleri. Onları havadan engelliyor Amerika, uçakları ve insansız hava araçlarıyla müthiş bir koruma şemsiyesi oluşturuyor.
***
Şimdi soru şu: Bu arama kurtarma operasyonu Amerika’ya İran derinlerinde bazı cerrahi kara operasyonları yapması için cesaret verebilir mi?
Eğer öyleyse, önümüzdeki dönemde bu operasyonla kıyaslanmayacak derecede zor bir şey olan nükleer materyalin İran dışına çıkarılması operasyonu yapılabilir mi?
Bütün dünyanın askeri uzmanları bu sorunun cevabını merak ediyor bugün.



Yorum gönder