Milli Eğitim Bakanı Tekin, Anadolu İrfanı Değerleri Kahvaltı Buluşmaları’nda konuştu:

İSTANBUL (AA) – Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Türkiye'de toplumsal barışı zedeleyen, toplumsal barışın ortaya çıkmasını engelleyen ve belli siyasal grupların kendi siyasi iktidarları için toplumun içerisine ektikleri nifak tohumlarının temizlendiği, tedavi edildiği bir Türkiye'yi, hem etnisite anlamında hem de dini referanslarla yasaksız bir Türkiye'yi inşa etmek, Sayın Cumhurbaşkanı'mızın 2001 yılından itibaren uyguladığı bir politika." dedi.

Bakan Tekin, Beykoz'daki Sabancı Öğretmenevi'nde gerçekleştirilen Anadolu İrfanı Değerleri Kahvaltı Buluşmaları kapsamında, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile yapılan değişiklikleri anlatmak ve talepleri dinlemek üzere sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileriyle bir araya geldi.

Tekin, burada yaptığı konuşmada, 2014'ten itibaren Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'ni yazarken, kurgularken, 1. Maarif Kongresi'nde Mustafa Kemal Atatürk'ün söylediği, "Milli seciyeyi esas alan, bize ait bir eğitim politikası inşa etmek zorundayız" kurgusundan hareketle hem müfredatı hem de toplumsal yaşantıdaki her olayı değerlendirmeye özen gösterdiklerini söyledi.

Türkiye'nin imparatorluk geleneğine sahip, 72 milletin bir arada barış içinde yaşadığı, herhangi bir milletin diğer millete karşı ayrıştırıcı, ötekileştirici bir hususun içerisine girmediği bir toplumsal tarihe sahip olduğunu ifade eden Tekin, şöyle konuştu:

"Bilhassa 19. yüzyılda bütün dünyada imparatorluklar sona ererken, yerine kurulacak modern ulus devletlerin en çok arzu ettikleri şey bir ulus tanımı yapmak ve bu ulus tanımını da diğer unsurları ötekileştirerek ya da tek tipleştirerek bir kavramsallaştırmaya girmek. 19. yüzyılda dünyanın tamamındaki imparatorluklarda bu çaba var. Fakat bugün geldiğimiz noktada tek tipleştiren, ötekileştiren, ayrıştıran politikalar toplumda hem ciddi bir enerji, emek israfına sebebiyet veriyor hem toplumun bazı kesimlerini sürecin dışında tutacak, onları ayrıştıracak bir çatışma kültürünü devamlı hale getiriyor. Türkiye'de bilhassa 1990'lı yıllarda bunun sonuçlarını çok bariz şekilde gördük. Etnik ya da dini sebeplerle toplumda ayrışmanın, çatışmanın varlığından siyasal ya da ekonomik çıkar elde eden kitleler, bu çatışmayı körükleyen, devam ettirmeye çalışan politikaları takip ettiler. Alevi, Sünni, Türk, Kürt başta olmak üzere bu çatışma kültürünün, kendi siyasal ve ekonomik çıkarlarını devam ettirme arzusundaki kişiler tarafından körüklendiğini hep beraber biliyoruz."

Tekin, 2001'de AK Parti kurulurken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sıklıkla dile getirdiği konulardan bir tanesinin de bu olduğuna dikkati çekerek, "Türkiye'de toplumsal barışı zedeleyen, toplumsal barışın ortaya çıkmasını engelleyen ve belli siyasal grupların kendi siyasi iktidarları için toplumun içerisine ektikleri nifak tohumlarının temizlendiği, tedavi edildiği bir Türkiye'yi, hem etnisite anlamında hem de dini referanslarla yasaksız bir Türkiye'yi inşa etmek, Sayın Cumhurbaşkanı'mızın 2001 yılından itibaren uyguladığı bir politika." dedi.

– "AK Parti iktidara geldikten sonra ilk yaptığı şey OHAL uygulamasını kaldırmak oldu"

Bakan Tekin, 1990'lı yıllarda her gün bir terör olayı ve şehit haberlerinin geldiği bir ortamda, bunları ortadan kaldırmak için polisiye tedbirlerin dışında hiçbir tedbirin düşünülmediğini, bundan dolayı da olağanüstü halin (OHAL) uygulandığı bir Türkiye olduğunu dile getirdi.

Türkiye'de 2000'li yıllara girerken OHAL'in kaldırılmasını tartışmayı hiç kimsenin cesaret edemediğine dikkati çeken Tekin, "3 Kasım 2002 seçimlerinde AK Parti iktidara geldikten sonra ilk yaptığı şey OHAL uygulamasını kaldırmak oldu. AK Parti, Sayın Cumhurbaşkanı'mız bu yola çıkarken Türkiye'de demokrasiyi, insan haklarını, yasaksız bir Türkiye'yi bütün politik uygulamaların odağına yerleştirmiş ve ona göre hareket etmiştir." diye konuştu.

Bu anlamda süreç içerisinde farklı konularda çok sayıda adım atıldığını belirten Tekin, şöyle devam etti:

"Türkiye'deki azınlık vakıflarının gayrimenkullerinin iade edilmesinden tutun, en son geldiğimiz Terörsüz Türkiye sürecine kadar, böyle şeylerin yapılacağı söylendiğinde kimsenin ihtimal dahi vermediği çok sayıda düzenleme hayata geçirildi. Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı bence bu anlamda Cumhuriyet tarihindeki en önemli devrimlerden bir tanesi. ​Ama bu tek başına değerlendirildiğinde belki çok anlamlı bir okuma yapamayabiliriz. O yüzden 2002'den itibaren bu anlamda demokrasi ve insan hakları perspektifinden atılan adımların hepsiyle beraber düşünüp geldiğimiz noktayı ona göre analiz etmemiz gerekir. Terörsüz Türkiye bu açıdan çok güzel bir örnektir. ​2002'den itibaren belirli bir program dahilinde atılan adımlar sayesinde, Kürtçe konuştuğu için Türkiye'nin en popüler sanatçılarından bir tanesinin sosyete ortamlarında linç edildiği bir Türkiye'den, resmi devlet okullarında Kürtçe derslerinin verildiği, resmi televizyon kanallarında Kürtçe konuşulduğu bir Türkiye'ye geldik. Bunlar süreç içerisinde atılan önemli adımlar."

Tekin, ​2023'te bakan olarak göreve başladıktan sonra bu konuda hükümetin bu politikasını devam ettirecek, bakanlık olarak kendi görev alanlarına giren konularda politika önerileri seti oluşturabilecek bir dizi etkinlik yaptıklarını ve bu noktada onlarca toplantı yaparak, yol haritaları oluşturduklarını söyledi.

Bu süreçte yaptıkları çalıştaylara, etkinliklere, programlara, raporların yazılmasına katkı veren dernek, vakıf, konfederasyon, federasyon başkanlarına ve Alevi dedelerine teşekkür eden Tekin, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin açtığı bu devrim niteliğindeki Terörsüz Türkiye yolunu nihayete erdirecek adımları hep beraber atacaklarını kaydetti.

Programa, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen, Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Üyesi Füsun Kümet, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin, Alevi Vakıfları Federasyonları Genel Başkan Yardımcısı Bektaş Avcı ile çok sayıda STK temsilcisi katıldı.

Yorum gönder