Kolon kanseri riskinin arttığı 50 yaş sonrası tarama testleri önem taşıyor

İSTANBUL (AA) – Medicana Ataköy Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü'nden Prof. Dr. Erhun Eyüboğlu, kolon kanseri gelişiminde ileri yaş, beslenme alışkanlıkları, hastalık öyküsü ile inflamatuvar bağırsak hastalıklarının rol oynadığını belirterek, riskin arttığı 50 yaş sonrasında tarama testlerinin başlatılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.

Hastaneden yapılan açıklamaya göre, kanser, dünya genelinde ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer alırken, erkeklerde en sık akciğer, prostat, kolorektal, mide ve karaciğer, kadınlarda ise meme, kolorektal, akciğer, serviks ve tiroit kanseri görülüyor.

Kolon kanseri, dünya genelinde en sık görülen ve hayat kaybına yol açan kanser türleri arasında yer alırken, gelişmiş ülkelerde daha sık, Asya ve Afrika'da ise daha az rastlanıyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Erhun Eyüboğlu, yüksek kalorili besinler, şeker, karbonhidrat, kırmızı et ve hayvansal yağ tüketiminin kolon kanseri riskini artırabildiğini belirtti.

Eyüboğlu, kolorektal kanser vakalarının yaklaşık yüzde 90'ının 50 yaşından sonra ortaya çıktığını vurgulayarak, "Rektal kanserler de dahil edildiğinde, kolorektal kanserler erkeklerde bronş ve prostat kanserlerinden sonra üçüncü, kadınlarda ise meme kanserinden sonra ikinci sırada görülmektedir. En sık görüldüğü yaş grubu 60-70 yaş aralığıdır. Nedeni, diğer birçok kanserde olduğu gibi tam olarak bilinmemektedir." ifadelerini kullandı.

Kolon kanserinin gelişmiş ülkelerde daha sık görüldüğünü ifade eden Eyüboğlu, özellikle yüksek kalorili besinler, şeker, karbonhidrat, kırmızı et ve hayvansal yağ tüketiminin bu hastalığın riskini artırdığını aktardı.

Eyüboğlu, buna karşın oleik asitten zengin diyetlerin (zeytinyağı, balık yağı gibi) riski artırmadığını belirterek, şunları kaydetti:

"Yağın kolon mukozası üzerinde toksik etkisi olduğu, bitkisel liflerin ise koruyucu rol oynadığı bilinmektedir. Posadan zengin beslenme, kanserojen maddelerin kolon mukozasıyla temas süresini kısaltmakta, dışkı hacmini artırarak zararlı maddelerin seyrelmesine ve mukozaya olan olumsuz etkinin azalmasına katkı sağlamaktadır. Ayrıca kalsiyum, selenyum, A, C, E vitaminleri ve karotenoidlerin kolon kanseri riskini azalttığı ifade edilmektedir. Obezite ve hareketsiz yaşam tarzı da riski artıran önemli faktörler arasındadır."

– "Çoğu zaman basur ile karıştırılarak yanlış tedavilere yol açabiliyor"

Kolon kanseri gelişiminde ileri yaş, beslenme alışkanlıkları, aile ve kişisel hastalık öyküsü ile inflamatuvar bağırsak hastalıklarının rol oynadığını vurgulayan Eyüboğlu, 50 yaş sonrasında riskin arttığını belirterek, bu yaştan itibaren tarama testlerinin başlatılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti.

Eyüboğlu, kolon kanserinin uzun süre belirti vermeden büyüyebildiğini aktararak, şöyle devam etti:

"Kolon kanserlerinin büyük bir kısmı, bağırsakta gelişen polipoid oluşumlar (adenomlar) zemininde ortaya çıkar. Bu adenomlar yaklaşık 10 yıl içinde kansere dönüşebilir. Özellikle sol tarafta yerleşen tümörler, bağırsakta daralmaya yol açtığından hastalar bir süre sonra bağırsak tıkanıklığı ile karşı karşıya kalabilir. Sigmoid kolon yerleşimli kanserlerde başlangıçta şiddetli kanama, ilerleyen dönemlerde ise zaman zaman dışkıda az miktarda kan görülebilir. Bu durum çoğu zaman basur ile karıştırılarak yanlış tedavilere yol açmaktadır. Sağ tarafta yerleşen kolon kanserlerinde kanama dışkıyla karıştığı için fark edilmesi daha zordur. Bu nedenle sıklıkla gizli kanama ve buna bağlı anemi gelişir."

Dışkılama alışkanlığındaki değişikliklerin kolon kanserlerinde mutlaka ciddiye alınması gerektiğini kaydeden Eyüboğlu, sağ kolon yerleşimli kanserlerde bağırsak içeriğinin sıvı olması nedeniyle tıkanıklığın genellikle büyük tümörlerde ortaya çıktığını belirtti.

Eyüboğlu, sol kolonun ise daha dar olması ve içeriğinin katı olması nedeniyle tıkanıklığın daha sık görüldüğünü vurgulayarak, "Hastaların önemli bir kısmında hafif ishal, kronik kan kaybına bağlı yorgunluk, halsizlik, kilo kaybı ve genel durum bozukluğu görülür. Muayenede sağ alt karında hassasiyet veya kitle saptanabilir. Başlangıçta kabızlık ortaya çıkar, ilerleyen dönemde ise kabızlık-ishal döngüsü dikkati çeker." değerlendirmesini yaptı.

Karında şişkinlik, kolik tarzda ağrı, mukuslu ve kanlı dışkılamanın hastanın yaşam kalitesini düşürdüğünü belirten Eyüboğlu, 40 yaş üzerindeki bireylerde görülen her anal kanamada mutlaka kolonoskopi yapılması gerektiğini ve bu hastaların yaklaşık yüzde 10'unda kolon kanseri tanısı konulduğunu aktardı.

Eyüboğlu, tedavi planının kanserin yerleşim yeri, evresi ve uzak metastaz varlığına göre belirlendiğini ifade ederek, cerrahi, kemoterapi veya bu yöntemlerin farklı sıralamalarla kombinasyonunun uygulanabileceğini kaydetti.

Cerrahinin temel amacının kanserli kolon segmentiyle birlikte lenfatik drenajı içeren mezokolonun ve tutulmuş komşu yapıların çıkarılması olduğunu vurgulayan Eyüboğlu, "Günümüzde CME (Complete Mezokolik Eksizyon) adı verilen yöntem, kolorektal cerrahiyle uğraşan cerrahlar tarafından rutin olarak uygulanmaktadır. Bu ameliyatlar açık, laparoskopik veya robotik yöntemlerle yapılabilmektedir." ifadelerini kullandı.

Yorum gönder