TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, mağdur aileleri dinledi
TBMM (AA) – TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonunda, faili 18 yaşın altındaki olaylarda hayatını kaybedenlerle yaralananların aileleri dinlendi.
Komisyon, AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut, başkanlığında toplandı.
Toplantının açılışında konuşan Durgut, Komisyon çatısı altında suça sürüklenen çocuklar meselesini yalnızca hukuki ya da idari bir başlık şeklinde ele almadıklarını bildirdi.
Bu meselenin mağdur yakınları, çocuklar, gençler ve toplumun güven duygusu üzerinde ortaya çıkardığı sonuçların da farkında olduklarını kaydeden Durgut, "Burada dile getirilecek her değerlendirmeyi dikkatle ele almayı, yaşananları bütün yönleriyle anlamaya çalışmayı ve ihtiyaç duyulan alanları açık biçimde tespit etmeyi sorumluluğumuz olarak görüyoruz." ifadesini kullandı.
Bugün Komisyon'daki konuşmacıların yalnızca bir dosyanın tarafı değil, yaşanmış bir sürecin doğrudan tanığı ve ülkenin vicdanına seslenen çok önemli bir muhatap olduğunu belirten Durgut, "Masum bir evladın haksız yere vahşi bir şiddet sonucu hayatını kaybetmesi bir aile için son derece ağır bir kayıptır. Sizin taşıdığınız acıyı bütünüyle anlamamız elbette mümkün değildir ama saygıyla dinlemek ve gereğini yapmak bizim sorumluluğumuzdur." diye konuştu.
Komisyonda daha sonra İstanbul Güngören'de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın ikizi Doruk'un kardeşi için yazdığı mektup okundu.
Mektup okunduktan sonra salonda oluşan duygusal yoğunluk nedeniyle Durgut, toplantıya ara verdi.
– "Tam bir asker gibi yetiştirdim ben oğlumu"
Aranın ardından, İstanbul Esenler'de çekirdek yiyerek binanın önünü kirlettikleri gerekçesiyle uyarılan gençlerle apartman sakinleri arasında yaşanan kavgada hayatını kaybeden 26 yaşındaki Abdurrahman Balcı'nın annesi Zeynep Balcı, olay anını anlattı.
Abdurrahman'ın hafız, antrenör, 2 üniversite bitiren ve 4 dil bilen bir çocuk olduğunu aktaran Balcı, "Gayet kültürlü, akıllı, bilinçli, iradesine sahip çıkan bir evlattı. Tam bir asker gibi yetiştirdim ben oğlumu, başım dik, alnım ak." dedi.
Ağır bir süreç yaşadıklarını ve tehditler aldıklarını belirten Balcı, oğlu Abdurrahman ile katil zanlısının fotoğraflarını göstererek, "Hangisi çocuk, hangisi temiz, hangisi akıllı uslu, vatansever, vatanperver, namuslu, şerefli, namusuyla, haysiyetiyle yaşayan kim?" diye sordu.
"Suça sürüklenen çocukların" her görüntüde aynı figürü ve aynı emojiyi kullandığına dikkati çeken Balcı, "Sanki bunlar aynı kandilden çıkan kara bir bulut veya sanki aynı membadan çıkan insan topluluğu gibi." ifadesini kullandı.
Kolluk kuvvetlerini olaya engel olmadıkları iddiasıyla eleştiren Balcı, "18 yaş altındaki bazı failler işledikleri suçun gerçek bedelini ödemelidir. Caydırıcılığı olmayan bir sistemin arkasına sığınıyorlar bunlar, caydırıcı olmayan bu sistemin kökten değişmesini istiyoruz. SSÇ'leri korumak adı altındaki bu kanunu, çocukları korumak için uygulanan bu kanunu anladım da peki, toprak altında yatan çocuklarımızın hakkı ne olacak?" değerlendirmesinde bulundu.
Balcı, zulümle öldürülen çocukların "zulüm şehidi" şeklinde anılmasını ve kabirlerinde ay yıldızlı bayrağın dalgalanmasını istedi.
Katil zanlısı E.A'nın (15) 30 bıçak darbesiyle katledilen 15 yaşındaki Gülden Coni'nin ablası Nurhan Alüzrek, kardeşi Gülden'in "saplantılı" zanlı E.A. tarafından zorla götürüldüğü okul bahçesinde katledildiğini anlattı.
Zanlının en üstten aldığı 20 senelik cezanın üst mahkemece 19 yıla düşürüldüğünü anlatan Alüzrek, ceza infaz sistemini eleştirdi.
– "Ben çocuk diye adlandıramıyorum"
İstanbul Güngören'de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın annesi Gülhan Ünlü de olay gününü anlattı.
Oğlu Atlas'ın dine merakının başladığını, araştırdığını, camiye giderek hocalarıyla sohbetlere katıldığını ve buna arkadaşlarını da teşvik ettiğini dile getiren Ünlü, sonrasında da caminin önündeki çay bahçesinde arkadaşlarıyla çay içtiklerini bildirdi.
Olayın burada Atlas'ın ikizinin gözü önünde gerçekleştiğini belirten Ünlü, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:
"İkizi o anda beni arıyor, duyduğum kelime 'Kardeşim bıçaklandı anne, yetiş.' Ben olay yerine beş dakika içerisinde varıyorum, yakınlığını buradan siz tahmin edin. Beş dakika içerisinde vardığımda Atlas kaldırımda, yerde yatıyordu ve Doruk başında bağırıyordu 'Ambulans.' diye. Oğlumun başına gittiğimde yarasını gördüm, kaldırım boyunca akan kanı gördüm. Ambulansın gelmesi ne zaman aldı ve zaten Atlas'ın orada kalbi durmuştu, 3 kez kalbini çalıştırdılar Atlas'ın olay yerinde. Ben oğlumla çok şükür orada vedalaşabildim ama hayatım boyunca bu anı yaşayacağım, hiçbir zaman unutmayacağız ve 16 yaşında, gerçekten çocuk olan benim evladım, diğer evladım ömrü boyunca bunu unutmayacak çünkü hepsi gözünün önünde yaşandı ve kendini şu anda 'Kardeşimi kurtaramadım.' diye suçluyor."
Olaya karışanların 12-15 yaşlarında olduklarını anlatan Ünlü, "Benim babam esnaf ve bu grup aynı mahallede. Babam kırk yıldır esnaf orada ve maalesef, bu katil çocukluğunda bizim dükkanımıza gelip tıraş olmuştur. Ailesi, kendisi, babası elinden tutup bizim dükkanımıza gelip çocuğunu tıraş ettirmiştir." diye konuştu.
Katilin yaşının olmadığını belirten Ünlü, "Bence 30 yaşında olan katil de bir can alıyor, 15 yaşında olan katil de can alıyor, bence bunların birbirinden hiç farkı yok. Ben çocuk diye adlandıramıyorum." dedi.
Ankara'da 15 yaşındaki yaşıtı D.G. tarafından bıçaklanarak öldürülen Fatih Acacı'nın ablası Beyhan Acacı, zanlının olaydan önce telefonunda "Kasten adam yaralamanın, öldürmenin cezası nedir?" diye araştırma yaptığının tespit edildiğini anlattı.
Mahkeme sürecine ve en üst sınırdan ceza verilmemesine tepki gösteren Acacı, "Neden o mahkeme salonunda yaşam hakkı elinden alınmış kardeşim korunmadı da fail korunuyor? Benim kardeşim de 15 yaşındaydı, siz onun yaşam hakkını aldınız. Neden ölen çocuğun hakkı savunulmuyor? Neden hep fail tarafından korunma var?" ifadelerini kullandı.
– "En ağır şekilde müebbet istiyorum"
İzmit'te 15 Mayıs 2023'te İnönü Caddesi'ndeki parkta lise öğrencileri arasında çıkan kavgada aldığı darbeler nedeniyle hayatını kaybeden Kıvanç Uman'ın annesi Derya Uman, adli sürece yönelik eleştirilerde bulundu.
Dosyanın şu anda Yargıtay'da bulunduğunu aktaran Uman, "Ben en ağır şekilde müebbet istiyorum." dedi.
Şehit kardeşi olduğunu bildiren Uman, "Ağabeyimi kaybettiğimizde 'Vatan sağ olsun.' dedik, başımız dimdikti, adalet de aramadık. Vatan sağ olsun. Benim 10 oğlum olsaydı, vatanıma 10 çocuğum da feda olsaydı ama bu serserilere benim çocuğum feda olmasın."
Çanakkale'nin Biga ilçesinde bir lisede çıkan kavgada başına aldığı darbe sonucu hastaneye kaldırılan ve tedavisi yoğun bakımda devam eden 14 yaşındaki Murat Duha Yıldız'ın annesi Çiğdem Yıldız, oğlunun bitkisel hayatta olduğunu söyledi.
Çiğdem Yıldız, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ben doktorların ayaklarına kapandım, 'Nefesini kurtarın hocam, ben onun nefesine muhtacım.' dedim. Doktor dedi ki bana, 'Böyle kalacak.' Kalsın, ben onun nefesine…Buradaki ailelerden en şanslı olan benim çünkü istediğim zaman oğlumu görebiliyorum, yanına yatabiliyorum, istediğim zaman odasında kamera var uzak da olsam görebiliyorum. Ben istiyorum ki sadece çocuklar değil, bunları yetiştiren aileler de ceza alsın. Bunu yapan çocuk değildir, büyüktür."
Alperen Ömer Toprak'ın ablası Nisa Toprak da kardeşinin bir yumruk darbesiyle hayatını kaybettiğini söyledi.
Olay sonrasında diğer aileler gibi kendilerinin de tehditler aldığını kaydeden Toprak, "Umarım bundan sonraki durumlarda hiçbir şekilde böyle bir şey yaşanmaz, yaşanmasını hiçbirimiz istemeyiz, ona göre düzenlemeler olur." dedi.
22 yaşında öldürülen Hakan Çakır'ın babası Şahin Çakır da 2024 Temmuz'da Ankara Etlik'te çiğ köfteci dükkanı açtıklarını, 10 Ağustos gecesi ise oğlunun sokak çeteleri tarafından bıçaklandığını söyledi.
"Sadece oğlum değil, ben ve diğer oğlum artı misafirim vardı bizde, ikişer bıçak yarasıyla biz de ölümden döndük." diyen Çakır, karşı tarafın şikayeti nedeniyle hastaneden kelepçeyle çıkarıldığını söyleyerek tepki gösterdi.
Zanlıların tutuklanmasına kadar devam eden adli süreci de eleştiren Çakır, "Bir kişiye 3-5 sene değil yaş gözetmeksizin 50 sene verin, bakın bir daha o bıçakları ellerini alabilecekler mi?" diye konuştu.
İstanbul Küçükçekmece'de, bıçaklanarak ağır yaralanan kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren 17 yaşındaki Yusuf Buğra Demirci'nin annesi Nazan Demirci de çocuğunun döner bıçaklarıyla katledildiğini anlattı.
Yusuf Buğra'nın 20 bıçak darbesi almasına rağmen, hastanede 5 saat boyunca müdahale edilmediğini iddia eden Demirci, ailecek yaşadıkları zorlukları ve sağlık sorunlarını dile getirdi.
Gaziantep'in merkez Şehitkamil ilçesindeki bıçaklı kavgada hayatını kaybeden Eyüp Arıcı'nın annesi Meltem Arıcı, 7 yıl boyunca çocukları olmadığını daha sonra tüp bebek tedavisiyle çocuk sahibi olduklarını aktardı.
Baba Ömer Arıcı ise "SSÇ (Suça Sürüklenen Çocuklar) diye bir kavram yok. Bir insan 10 yaşında da olsa, 100 yaşında da olsa adam öldürüyorsa o katildir. Bu SSÇ ne? Soruyorum size, ne bu?" ifadelerini kullandı.
– "Yaşa değil, suçun ağırlığına göre ceza verilmeli"
Avukat Şeyda Karayazgan ise yargı sürecine ilişkin kolluk, soruşturma, kovuşturma ve infazda değişiklik taleplerini sıraladı.
Suça sürüklenen çocuklar terminolojisinin acilen değiştirilmesini talep eden Karayazgan, şöyle konuştu:
"Çocukların korunması, topluma kazandırılması hepimizin temel isteği ancak bu yaklaşım maalesef ki ağır suçlarda fiilin ağırlığının, toplumun adalet beklentisinin geri planda bırakılması sonucunu doğurmamalıdır. Asıl ihtiyaç, hem suça sürüklenmeyi önleyen hem suç işlendiğinde fiilin niteliğine uygun, zamanında, etkin karşılık verebilen dengeli bir sistem kurulmasıdır."
Türk Ceza Kanunu'nun 31. maddesinin değiştirilmesini isteyen Karayazgan, şunları kaydetti:
"Suçun ağırlığına göre, yaşa göre değil, ceza verilmesi temel talebimizdir. Çünkü adam öldürenin yaşı değil fiilinin ağırlığı, aileler, insanlar hepimiz için önemli olan budur. Ayrıca burada hakime indirim uygulamama yönünde takdir yetkisi tanınmalıdır. Özellikle 15-18 yaş grubundaki ağır suçlar bakımından indirim zorunluluğu kaldırılmalıdır, indirim uygulanmamalıdır. Sistem yaş merkezli yapıdan çıkarılmalı, fiilin niteliği, kastı, yoğunluğu işleniş biçimine odaklanmalıdır."
Toplantı boyunca, aileler yaşadıklarını anlatırken Komisyon üyeleriyle diğer katılımcıların da gözyaşlarını tutamadıkları görüldü.



Yorum gönder