Yeşilay “Türkiye Sosyal Medya Araştırma Raporu” açıklandı:

İSTANBUL (AA) – Türkiye Yeşilay Cemiyetinin, "Türkiye Sosyal Medya Araştırma Raporu" kamuoyuna açıklandı.

Yeşilay Genel Başkanı Mehmet Dinç, Yeşilayın Sepetçiler Kasrı’ndaki genel merkezinde rapora ilişkin düzenlenen toplantıda, “sosyal medya bağımlılığı”, “internetle ilişkili bağımlılıklar” ve “kumar bağımlılığı” olarak tanımlanan davranışsal bağımlılıkların tüm dünyada insanlar için ciddi bir tehdit haline geldiğini söyledi.

Yeşilayın dijital bağımlılık ve diğer bağımlılık türleriyle alakalı çalışmalarına değinen Dinç, "Sahada gördüğümüz bir gerçeklik var. Başta çocuklarımız ve gençlerimiz olmak üzere sosyal medyanın yanlış kullanımı, çok büyük bir ıstırabın, problemin ama daha da ötesinde ülkemiz için çok büyük bir kaybın olduğunu gösteriyor. Bireysel anlamda insanlar ıstıraplar çekiyorlar, aile işleri bozuluyor, fiziksel sağlıkları zarar görüyor, psikolojik bütünlüğü yara alıyor. Bunun ötesinde, toplum olarak bir nüfusu, bir geleceği kaybediyoruz. Genç kardeşlerimizin yeteneklerini, yaşama enerjilerini, sevinçlerini kaybediyoruz." ifadelerini kullandı.

Yaptıkları araştırmanın, yoğun sosyal medya kullanımının ilişki başlatmakla alakalı problemler ortaya çıkardığını, sosyal becerilerin gelişmediğini açık şekilde gösterdiğini belirten Dinç, bu anlamda sosyal medyanın anlamının tam tersi bir amaca hizmet ettiğini dile getirdi.

Yoğun sosyal medya kullanımının yol açtığı zararlara değinen Dinç, "Stresle başa çıkmak, problem çözme becerileri, hayatlarını düzene sokma, duygularını kontrol etme gibi beceriler de maalesef ciddi anlamda zarar görür hale geliyor. Yine telefonu yanında olmadığı zaman eksik, kaygılı, güvensiz hissetme, bütün dünyadaki gençlerde kısmen var ama en yüksek oranda OECD ülkelerine göre Türkiye'deki gençlerimizde var. Türkiye'de en az bir kere siber zorbalığa maruz kalan öğrencilerin sayısı, OECD ülkelerinin ortalamasının çok üzerinde." dedi.

Dinç, sosyal medya kullanımında eğitim düzeyi azaldıkça bağımlılığın da arttığını, bunun diğer bağımlılıklarda tam tersi olduğunu vurguladı.

Araştırmaya göre sosyal medya kullanımının sebeplerini de açıklayan Dinç, şöyle konuştu:

"En yaygın sebeplerden bir tanesi mutluluk aramak olarak ortaya çıkıyor. Yüzde 70, iyi hissetmek, mutlu olmak, problemlerine uzaklaşmak için kullanıyorlar. Bu da oldukça yanlış bir arama yönetimi olduğu için maalesef genellikle hayat kırıklığı ile neticeleniyor. Sosyal medyanın kendisi bizatihi bir bağımlılık olabildiği gibi aynı zamanda diğer bağımlılıklara ulaşma, onlarla alakalı pozitif bir algı sahibi olmak gibi konularda ciddi şekilde tehdit içeriyor. Kullanıcıların yüzde 30'u kumar-bahis, yüzde 70'i tütün-alkol reklamına maruz kalmış. Maruz kalanların yüzde 58'i içeriği değiştiriyor. Yüzde 43'ü platform üzerinden şikayet ediyor. Yüzde 13'ü resmi kurumlara şikayet ediyor ama bizi en çok endişelendiren bir rakamla karşı karşıyayız. Yüzde 12'si pasif izlemeye devam ediyor."

Dinç, bu noktada "hayır" deme, öz kontrol, stresle başa çıkma, duygu yönetimi gibi becerileri kazandırma noktasında öncelikli adımların atılmasının kritik öneme sahip olduğunu ifade etti.

Gençler kadar yaşlıların da bu süreçten zarar gördüğünün altını çizen Dinç, şunları kaydetti:

"Türkiye'de 60 yaş üzeri 10 milyon yaşlımız var. Bunların 1,8 milyonu yalnız yaşıyor. Bu yalnız insanlar sosyal medyayı kullanıyorlar ve bu sosyal medya kullanımı neticesinde dolandırıcılığın ne kadar yaygın olduğunu her gün haberlerde görüyoruz. Sosyal medyada vakit geçirdiğinden dolayı sosyal harekete geçme enerjisi bittiğinden, yalnızlığın derinleşmesi söz konusu oluyor. Sosyal medyadan devamlı yanlış haber aldığı için yanlış kararlara, doğru yanlış haberleri ayırt etmeye ve korku paniğini kontrol etmeye muvaffak olunamayan durumları görüyoruz. Korku kültürünün, güvensizliğin daha çok ortaya çıkmasına yaşlılarda şahit oluyoruz."

– "Kadınların erkeklerden daha fazla sosyal medyada zaman geçirdiklerini görmüş olduk"

Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Osman Tolga Arıcak da araştırmanın detaylarını aktardı.

Çalışmayı 12 yaş ve üzeri 1195 kişi üzerine gerçekleştirdiklerini, katılımcıların yüzde 67'sinin kadın olduğunu, ortalama yaşın tüm gruplar içerisinde 32 olduğunu bildiren Arıcak, araştırma sonucuna göre, en yaygın kullanılan sosyal medya platformunun 18-34 yaş arasında Instagram, 16-24 yaş arasında TikTok, 20-39 yaş arasındaki grupta X platformu olduğunu belirtti.

Facebook ve LinkedIn'in daha üst yaş grubunda olduğunu kaydeden Arıcak, Facebook'ta 30-55 yaş arası, LinkedIn'de 25-44 yaş arası kullanıcıların daha yoğun olduğu tespitini paylaştı.

Arıcak, "Tüm sosyal medya platformları içerisinde tüm yaş grupları için en fazla kullanılan sosyal medya platformunun yüzde 83 ile WhatsApp, yüzde 67 ile Instagram ve YouTube olduğunu gördük. Kadınların erkeklerden daha fazla sosyal medyada zaman geçirdiklerini görmüş olduk." dedi.

Sosyal medya kullanım davranışlarını kontrol etmede güçlük yaşayanların oranının yüzde 15,7 olduğunu vurgulayan Arıcak, yüzde 22'lik kesimin işlev kaybı yaşadığının altını çizdi.

Sosyal medyayı aşırı düşünenlerin oranının 25, daha fazla kullanma arzusunun ise yüzde 24 olduğunu ifade eden Arıcak, "Tüm bu kriterler açısından baktığımızda yüzde 16 ile yüzde 25 arasına değişen ciddi bir risk grubunun olduğunu düşünüyoruz. Belki bununla ilgili daha özel gruplarla çalışarak tanıya dönük bir değerlendirme yapılabilir. Ama bağımlılık riski taşıdığını söyleyebiliriz." şeklinde konuştu.

Arıcak, araştırmaya göre, kadınların erkeklerden daha fazla problemli sosyal medya kullanımı gösterirken, erkeklerin kadınlara göre daha fazla oyun bağımlılığı geliştirme riski taşıdıkları sonucuna da dikkati çekti.

Yeşilay olarak önerilerini de dile getiren Arıcak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dijital okuryazarlık becerilerinin ve sağlıklı sosyal medya kullanım becerilerine odaklanan eğitim programlarının geliştirilmesi gerekiyor. Milli Eğitim Bakanlığının özellikle okullarda dijital okuryazarlık derslerini koyması, rehberlik programlarında psikolojik danışman ve rehberlerin öz düzenleme, stres yönetimi, yaşam becerilerini geliştirmeye dönük rehberlik programlarını geliştirmeleri ve bu konuda anaokulundan lise sona kadar mutlaka çalışmalar yapılması gerekiyor. Sadece okullarda değil, aynı zamanda okul dışında da ailelere yönelik dijital ebeveynlik eğitimleri mutlaka yaygınlaştırılmalı. Yine çocuk ve gençlere ev dışında zaman geçirebilecekleri oyun, spor ve sanat alanlarının yaygınlaştırılması gerekiyor. Biliyorsunuz en büyük risk aslında gençleri, çocukları eve kapatmak. Eve kapattığımızda ilgilenebilecekleri tek zaman geçirme eylemi bilgisayar oyunları ya da sosyal medya oluyor."

– "Herhangi bir düzenleme olmaması, hak ve özgürlükleri ihlal ediyor"

Toplantının ardından Yeşilay Başkanı Dinç, gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

Dinç, bir gazetecinin Meclise gelecek sosyal medya düzenlemesinde yer alması gereken hususlara ilişkin sorusu üzerine şu değerlendirmeyi yaptı:

"Dünyada da bu konuda atılan adımlar var. Bu atılan adımların içerisinde Türkiye'nin de yer alması çok ümit verici. Çocukların, gençlerin bağımlılıklardan korunması Anayasa'nın devlete verdiği bir görev. Kanunlar yapılır, yasalar meclislerden geçer. Halkımız sahip çıkmadığı sürece, anne babalar bu konuda hassasiyet göstermediği sürece kanunlar yazıda kalır, topluma yansımamış olur. Bazen endüstri de bu tartışmayı körüklüyor, 'İfade özgürlüğüne yönelik bir müdahale mi bu?' diye. Herhangi bir düzenleme olmaması, esasında hak ve özgürlükleri ihlal ediyor. İfade özgürlüğüne karşı en büyük tehdit oluyor."

Yorum gönder