Nietzsche 4: Fritz üniversitede
1864 / 65 kış döneminde Friedrich Bonn Üniversitesi’nde klasik filoloji ve teoloji eğitimine başladı. Hocaları Wilhelm Ludwig Krafft’tı. Deussen’le birlikte, sosyal hayatın içine girebilmek için Bonn Frankonia Gençlik Birliği’ne üye oldular. Bir ara, nedeni bilinmeyen bir şekilde, o gruptan biriyle kendi isteğiyle d ü e l l o yaptı. Bu düellodan hatıra olarak burun kemiği üzerinde bir kesik izi kaldı.
Friedrich de elbette bütün gençler gibi c i n s e l l i ğ i deneyimlemek istiyordu. XIX. yüzyıl kadınlar için çok daha zor olsa da erkekler için de cinsellik yaşama olanağı neredeyse sadece g e n e l e v l e r d e mümkündü. Genç Friedrich Schulpforte’den ayrıldıktan sonra üniversite hayatına Bonn’da başlamıştı. Ama bunu yaşamak için diğer arkadaşlarının yaptığı gibi gece hayatının daha hareketli olduğu Köln’e gidiyordu. Bunun için kaç defa Köln’e gittiğini bilmiyoruz elbette ama daha sonra ağır baş ağrıları için gittiği doktorların muayeneleri sırasında verdiği anamnezlerden anladığımız kadarıyla f r e n g i m i k r o b u n u büyük olasılıkla K ö l n ziyaretlerinden birinde kapmıştı (Kaptıysa tabii. Bu konuyu, psikiyatrik ve nörolojik hastalık tablosunu ve olası tanıları dostum Prof. Dr. Barış Topçular’la patografi bölümünde ayrıntılarıyla tartışacağız.). Frenginin tedavisinin bugün çok kolay olmasına rağmen, o günlerde henüz antibiyotiklerin olmaması benzer durumdaki yüzbinlerce başka insan gibi Nietzsche’ye de hazin bir son hazırladı gibi görünüyor. İlk haftalardaki akıntıdan sonra sinsi bir şekilde bir kenara çekilen frengi mikrobu yıllar içinde beyne ulaşıp nörosifiliz denen tablonun ortaya çıkmasına neden olur. Nietzsche’nin başına gelen de buydu eldeki bilgilere göre. Nietzsche dehası, çok çalışması ya da inzivaya çekilmesi nedeniyle delirmemiş, babasının beyin hastalığına da yakalanmamış frengi mikrobunun yarattığı beyin hasarının kurbanı olmuştu. Ya da gerçekten öyle mi? Elimizdeki verileri değerlendirdiğimizde ne sonuca ulaşacağımızı birlikte göreceğiz.
Bir yıl kadar sonra, ortak etkinliklerden ve üye insanların kişilik yapılarınan bir türlü hoşlanamadığı için birlikten ayrıldı. Oysa kendisini n o r m a l olmak için epey de zorlamıştı. Oradaki yüzeysellik, abartılı ve zoraki e r k e k s i l i k hiç hoşuna gitmemişti. Geleceğin W i l l e z u r M a c h t yazarı, kadınlar arasında yetişmiş biri olarak, hiç de bu kadar e r i l b i r y a p ı y a yakın hissetmiyordu kendini. Bunun yerine y e n i H e g e l c i l e r ’ i n eserlerine gömüldü, özellikle de David Friedrich Hauss’un D a s L e b e n J e s u , Ludwig Feuerbach’ın D a s W e s e n d e s C h r i s t e n t u m ’ u ve Brun-Bauer’in E v a n g e l i e n k r i t i k kitaplarına.
Bütün bu okumaları, annesini büyük bir h a y a l k ı r ı k l ı ğ ı n a uğratmasıyla sonuçlandı, çünkü bir dönem bittikten sonra teoloji eğitimini bıraktı. Friedrich yalnızca klasik filolojiye odaklanmak istiyordu ama Bonn’daki hayatından da hiç memnun değildi. Bu nedenle Bonn filoloji camiası içinde baş gösteren bir tartışma sonrasında Prof. Friedrich Ritschl’in Leipzig’e gitmesini bir fırsat olarak gördü ve okuldan arkadaşı Gerddorf’la birlikte hocasını takip ederek Leipzig Üniversitesi’ne geçti. Friedrich Rheinisches Museum’da yayınladığı birkaç filoloji ağırlıklı makale nedeniyle Ritschl’in e n g ö z d e öğrencisi olmuştu. Friedrich de hocasında eksikliğini duyduğu b a b a f i g ü r ü n ü bulmuş gibi hissediyordu kendini. Hocasının evine rahatça girip çıkıyordu. Mesleki konular dışında da birçok şey hakkında konuşuyorlardı, zaman zaman birkaç kadeh de kırmızı şarap eşliğinde. Daha sonraki yıllarda Ritschl’ın yerini Wagner alacaktı. Ömrü boyunca bitmeyen, doldurulamayan bir b a b a y o k s u n l u ğ u n u n ilk yıllarındaydı daha Friedrich.
Leipzig yıllarında büyük olasılıkla bir tesadüf eseri kitaplarına gömüldüğü yeni Hegelcilere çok uzak olan bir filozofun en temel eseriyle tanıştı Friedrich. Bir kitapçıda dolaşırken rafların birinde Arthur Schopenhauer’in D i e W e l t a l s W i l l e u n d V o r s t e l l u n g (İrade ve Tasarım Olarak Dünya) adlı kitabını buldu. Filozofun ateist olması da ilgisini çekmişti, çünkü kendisi de belli bir süredir Hristiyanlıktan oldukça uzaklaşmıştı. İlk sayfalarını daha kitapçıdayken yutarcasına okumuştu bu kitabın ve çok kısa sürede bir S c h o p e n h a u e r c i olup çıkmıştı. Bunu büyük bir coşkuyla çevresiyle de paylaşıyordu. Çevresindeki herkesin de Schopenhauerci olmasını istiyordu elbette ve bunun için de elinden geleni ardına koymuyordu. Zaten hayatının bütün dönemlerinde coşkuyla bağlandığı fikirleri yakınındakilerle yoğun bir şekilde paylaşırdı ve onların da kendisi gibi ve kadar etkilenmelerini beklerdi. Ama gün gelir, dostlarını çektiği yerler ona yabancı gelmeğe başlar ve herkesin şaşkın bakışları altında başka sularda kulaç atmaya başlardı. Felsefeye olan yakınlığına rağmen filoloji eğitimine devam etti. Bu sıralarda da okul arkadaşı Erwin Rohde ile yakın bir dostluk geliştirdi.
Askerlik görevini yaparken çektirdiği bir fotoğraf
Prusya ve Avusturya arasındaki Alman Savaşı’nda, 1867 yılında Friedrich g ö n ü l l ü olarak bir yıllığına Naumburg topçu bölüğünde görev aldı ama daha görevinin başlarında at binerken ağır bir kaza geçirdi ve 1868 Mart’ında askerlik yapamayacağı yönünde bir rapor almak zorunda kaldı. Friedrich nekahet devresini filoloji çalışmalarına yoğunlaşmak için bir fırsat olarak değerlendirdi. Bu savaş sırasında Leipzig de Prusya’nın yönetimine girmişti. Bu kazadan sonra askerlik yapamaz raporu verilmişti kendisine. Çok ilginç bir şekilde sağlığı bu kazadan sonra bir daha hiç tam olarak iyi olmadı. Çok çeşitli psikosomatik (Çok kabaca ruhsal sorunların kendisini bedensel belirtilerle göstermesi anlamına gelir. Daha çok ruhsal sıkıntılarını yakınlarına ifade etmekten çekinen ya da onlar tarafından ciddiye alınmayan kişilerin kendilerinin iyi olmadığı ifade edebilmelerinin bilinçdışı yolu olarak kabul edilir. Daha ayrıntılı bilgi için Nietzsche Sözlüğü’ndeki psikosomatik maddesine bakınız) rahatsızlıklar geliştirdi ve bu rahatsızlıklarının acısını ömür boyu çekti. Sanki askerlik yapamayacak durumda olmak onun için – ileride ayrıntılarıyla değineceğimiz – bazı şeyleri telafi olanağının ortadan kalkmasının somut kanıtıydı. Askerlik yapamayacak durumda olmak fiziksel olarak zayıf, güçsüz bir erkek olduğunun göstergesiydi. 1870’deki Prusya – Fransa savaşına sıhhiyeci olarak katıldı, savaş meydanlarında parçalanmış beden parçalarını görünce dehşete kapıldı. Üç gün süren bir tren yolculuğu sırasında yaralılara eşlik etti ve bu sırada dizanteri ve difteri kaptı (Sıhhiyeci olarak çalışırken başka bir viral hastalık kapıp kapmadığını, bu viral hastalığın ileride ortaya çıkan beyin hastalığına neden olup olmadığını bilemeyiz ama böyle olmadığını iddia etmek de % 100 yapabileceğimiz bir şey değil.). Bir hafta hastanede yattıktan sonra Naumburg’a annesinin yanına döndü. Sağlığına esas olarak orada kavuştu ve sonra Basel’deki görevine geri döndü.



Yorum gönder