“Revnakoğlu’nun İstanbul’u”, tarihçi Cemaleddin Server Revnakoğlu’nun arşivinin ışığında hazırlandı

İSTANBUL (AA) – Cemaleddin Server Revnakoğlu'nun arşivinden yola çıkılarak İstinye Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Koç tarafından yayına hazırlanan "Revnakoğlu'nun İstanbul'u: Suriçinden Boğaziçine" eserinin tanıtım toplantısı, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Ayasofya Yerleşkesi Gülhane Binası'nda gerçekleştirildi.

Ketebe Yayınları tarafından yayınlanan çalışmada, hayatını İstanbul'un kültürel hafızasını kayıt altına almaya adayan yazarın arşivinden ilk kez yayınlanan belgeler ile binlerce görselden oluşan zengin içerik, 8 cilt halinde okurun beğenisine sunuldu.

– "Mustafa Koç hocamız, Revnakoğlu'nun izinden giden bir değerimizdir"

Etkinlikte konuşan Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, eserin hem içeriği hem de baskısıyla emsalsiz bir çalışma olduğunu anlattı.

Eserin ilk 5 cildinin yayınının kendi belediye başkanlığı dönemindeki en önemli işlerinden birisi olduğunu vurgulayan Turan, "Ketebe Yayınları son yıllarda çok önemli eserlere ev sahipliği yapan yüz akı bir yayın kuruluşudur. Böylesi kıymetli bir eserin son derece nitelikli bir yayınevi olan Ketebe tarafından basılması da çok değerlidir." dedi.

Turan, eserin yabancı dillere çevrilmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Biz burada Revnakoğlu'nu rahmetle anıyoruz. O, yaşadığı dönemin son hezarfeniydi. Kitabı yayına hazırlayan Mustafa Koç hocamız da onun izinden giden bir değerimizdir. Mustafa Koç, Revnakoğlu'nun bir takipçisi olarak meseleyi içselleştirmiş ve bizlere aktarmıştır. Bizler burada Revnakoğlu'nu rahmetle anarken Mustafa Koç'a da bu eseri bizlere kazandırdığı için teşekkür ediyoruz."

– "İstanbul kültürel açıdan yeniden inşa olursa bu eser başlangıç noktası olacaktır"

Ketebe Yayınevi Yayın Yönetmeni Furkan Çalışkan da eserin yayınlanmasından duyduğu heyecanı dile getirerek, "Mustafa Koç'la bir yıldır bu anı bekliyoruz. Ben de onunla birlikte bir yıl geçirdim. Revnakoğlu'nun 'cinnet içinde geçirdiği ömrü', bir yıldır Mustafa Hoca'nın yaşadığının şahidiyim. Bu görkemli eserin yayınlanmasını Fatih Belediyesi destekledi. Bir yayıncının vazifesi ise esere ev sahipliği yapmaktır. Biz de bu doğrultuda titizlikle çalıştık ve eseri okuyucusuyla buluşturduk." diye konuştu.

Revnakoğlu'nun yaşadığı İstanbul'un artık geride kaldığını aktaran Çalışkan, şu bilgileri verdi:

"Biz onun yaşadığı İstanbul'u yaşayamadık, sadece onu yaşayanlardan dinleyebildik. Ben kendi adıma katmanlı, rafine, zevk-i selim sahibi Osmanlı'yı bu eser sayesinde öğrendim. İstanbul kültürel açıdan yeniden inşa olursa Revnakoğlu'nun eseri çok önemli bir başlangıç noktası olacaktır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Paris, Viyana gibi yıkılan şehirlerin inşasında edebiyatçıların, tarihçilerin hafızasından yararlanılmıştır. Revnakoğlu'nun bu eseri İstanbul için böyle bir imkanı içinde taşıyor. Biz böyle bir eserin parçası olduğumuz için son derece mutluyuz."

– "Revnakoğlu, Osmanlı İmparatorluğu'nun son seslenişini Cumhuriyet'e yetiştiren isimdir"

Mustafa Koç ise ilimlerin en müşkülünün bir şehri anlatmak olduğunu, Revnakoğlu'yla karşılaşmasının ardından bu durumun bertaraf olduğunu söyleyerek, "Revnakoğlu, şehrin her bir tarafını kavramıştı. O bir ömür boyunca ilmen ve mana olarak İstanbul'daki her önemli ismin ve mirasın peşine düşüp onları toparlamıştı. Bir şehri bütünüyle kavramak için onu idrak edecek malumat, zevk-i selim ve akl-ı selime ihtiyaç vardır. Dahası eşyayı ve hakkı kavrayan bir aşka sahip olmak gerekmektedir. Bunların hepsi Revnakoğlu'nda fazlasıyla bulunmaktaydı." ifadelerini kullandı.

Suriçi'nden Boğaziçi'ne kadar İstanbul'u dolaşan Revnakoğlu'nun, şehrin kıymetli isimlerini, gönüllerde ve zihinlerde olanı kayıt altına aldığını dile getiren Koç, şöyle devam etti:

"Ama en az bunun kadar önemli olan, o mirası İstanbul Türkçesine tercüme etmesidir. Çünkü onların sahip olduğu halleri aktarabilmek için buna sahip olmak gerekmektedir. Revnakoğlu, Osmanlı sokak sokak çözülürken, imparatorluğun son seslenişini Cumhuriyet'e yetiştiren isimdir. Revnakoğlu, Osmanlı'nın kültürel bakiyesini yeni devlete intikal ettirmişti."

– "Revnakoğlu mana sahiplerinin tercümanı olmuştu"

Koç, usta edebiyatçının şehrin son sesini duyabilen az insandan birisi olduğuna işaret ederek, "Şark'ı inşa eden manaydı. Revnakoğlu, bu mananın peşine düşmüştü. Bu mana, Cenab-ı Peygamberden gelen bir anlama sahipti. O, şehrin bu manadan imaret olduğunu görmüştü. Ne yazık ki o manaya sahip olanlar, yeni bir dünyaya gözlerini açan cemiyet tarafından itibar görmüyordu. Revnakoğlu, bu şehir çökerken mana sahiplerinin tercümanı olmuştu." değerlendirmesinde bulundu.

Revnakoğlu'nun yaşadığı hayatla da dikkati çektiğine işaret eden Koç, "O, yaptığı bunca önemli işin aksine mezarlıklar müdürlüğünün bir emir eriydi. Şehri yoklarken imkanları nispetince şehri toparlarken yalnızdı, bir hamisi yoktu. Revnakoğlu, şehir bütün mirasıyla toprağa girerken, insanı da enkazını da tek tek tespit etti. Bir şahsiyet sahibi, her ölünün ardından onların mezar taşlarını tespit etti, kayda aldı." diye konuştu.

Mustafa Koç, bugün yaşayan insanların şehrin cesedine aşık olduklarını savunarak, şu görüşlere yer verdi:

"Şehir kaybolarak bir suret şehrine döndü. İstanbul insanı ve manasını kaybedince bir cesede dönmüştür. Bizim sevdiğimiz şehir ne yazık ki bir cesettir, ruhu yoktur. Revnakoğlu, o ruhu olan şehri bizlere anlatmış, taşımıştır. Onun meseleyi ele alış şekli ne Garp'ta ne Şark'ta vardır. Bunun gibi onun bu sahada selefi de halefi de yoktur. Bugün, kaybolan ve bir ceset haline gelen İstanbul'u bu eser vasıtasıyla görüp koklamak mümkün olacaktır. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum."

Türkiye Uluslararası İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Görmez, Türkiye Yazma Eserler Kurumu (TÜYEK) Başkanı Dr. Coşkun Yılmaz ve Albayrak Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Mesut Albayrak'ın da hazır bulunduğu etkinlik, hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.

– İstanbul'un izlerini kayıt altına alan bir hayat

Rumelihisarı'nda 1912'de doğan ve hayatını "Kundağım dergahta bağlandı, dergahta çözüldü!" sözüyle ifade eden Cemaleddin Server Revnakoğlu, yaşamını İstanbul'un silinmeye yüz tutan manevi ve kültürel izlerini korumaya adadı.

Revnakoğlu, çocukluğunu dervişlerin, aktörlerin ve musikişinasların iç içe geçtiği çok katmanlı bir İstanbul atmosferinde geçirdi.

Galatasaray Lisesi yıllarında "Çocuk Şeyh" lakabıyla anılan Revnakoğlu, erken yaşlardan itibaren tasavvufi ve entelektüel birikimi şahsiyetinde birleştirdi.

Annesi Şerife Revnak Hanım'dan musikiyi, babası Server Bey'den ise eski yazı ve kültürü devralan yazar, tiyatrodan musikiye, hat sanatından mezarlık arşivciliğine kadar geniş bir alanda çalışmalar yaptı.

Revnakoğlu, mezarlık arşiv uzmanı kimliğiyle İstanbul'un okunmamış kitabelerini, kayıt altına alınmamış mezar taşlarını tek tek belgeleyerek şehrin hafızasını titizlikle korudu, 1968'de vefat ettiğinde ardında İstanbul'un ruhunu taşıyan eşsiz bir arşiv bıraktı.

Tarih ve kültür araştırmalarına büyük katkılar sunan "Revnakoğlu'nun İstanbul'u: Suriçinden Boğaziçine", İstanbul’un kaybolmaya yüz tutmuş sosyal ve kültürel dokusunu yeniden görünür kılıyor.

Yorum gönder