Şeker Tüketiminin Sağlığa Zararları Açıklanıyor
Ramazan Bayramı söz konusu olduğunda tatlılar, kuşkusuz akla gelen ilk şeylerden biri oluyor. Bayram ziyaretlerinde sunulan tatlılar, “yemezsem üzülür, o kadar emek vermiş” düşüncesiyle geri çevrilmiyor. Ardından ise, “Bir taneden zarar gelmez” diyerek tüketiliyor. Fakat günlük yaşamda şekerli yiyecekleri tüketmeden önce bir kez daha düşünmekte fayda var. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, “Şeker ve tatlı tüketimi yalnızca diyabeti olan ya da yüksek kilolu kişilerin kaçınması gereken zararlı bir şey gibi düşünülse de, yaygın inanışın aksine tanı almış bir hastalığı olmayanların günlük beslenme rutinlerinde yer almaması gereken bir besindir. Dünya Sağlık Örgütü, günlük enerji gereksiniminizin ortalama yaklaşık %10’unun şekerden alınabileceğini ancak uzun vadeli hedefin %5 ve altı olduğunu vurguluyor. Örneğin; enerji gereksinimi 2000 kalori olan bir birey, günde maksimum 200 kalorisini basit şekerden alabilir ki bu da ortalama 1 küçük porsiyon tatlıya eşdeğerdir” açıklamasında bulundu.
ŞEKER TÜKETİMİ KALP SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR
Aşırı şeker tüketimi, karaciğerde trigliserid adı verilen yağ asitlerinin artışına ve damarlarını tıkanmasına yol açıyor. Zamanla bu durum, damar yapısının bozulmasına ve damar sertliği ile diğer kalp hastalıklarına neden olabiliyor. Artan şeker tüketimi, karın çevresinde yağlanma ve bel çevresinin artışı gibi kalp hastalıkları açısından önemli risk faktörleri de doğuruyor. Bu durum nedeniyle şeker ve tatlı tüketiminin azaltılması ve sağlıklı beslenme için yeşil yapraklı sebzeler başta olmak üzere sebze, meyve ve lif bakımından zengin gıdalara yönelmek öneriliyor.
İNSÜLİN DİRENÇLİLİĞİ RİSKİ ARTAR
Basit karbonhidratların tüketilmesi, vücutta hızlı bir şekilde kana karışarak kan şekerinin hızlı bir şekilde yükselmesine sebep oluyor. Bu da insülin hormonunun yanıtını bozarak insülin direncinin gelişmesine ve Tip 2 diyabet riskinin artmasına yol açıyor. Özellikle ailesinde diyabet öyküsü bulunan kişilerin şeker ve tatlı tüketimlerini sınırlandırması gerekiyor. Eğer son günlerde fazla şeker tüketiyorsanız ya da tatlı yeme isteğinizin arttığını düşünüyorsanız, bir hekimle görüştürerek insülin direnci ve diyabet ile ilgili kontrollerinizi yaptırmalısınız.
KARACİĞER YAĞLANMASINA BAŞLICAK NEDEN
Son dönemde alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması gençlerde de yaygınlaşma göstermekte. Bunun öncelikli nedenlerinden biri, basit şeker ve tatlılarda kullanılan fruktoz şurubunun artan tüketimi. Sofra şekeri ve yüksek fruktoz büyük oranda karaciğerde işleniyor ve fazla alındığında, karaciğer bu enerjiyi yağa dönüştürüyor. Böylece karaciğer yağlanmasının artışı, sağlığı olumsuz etkilemeye başlıyor. Tüketim sıklığına ve porsiyonlara dikkat edilmesi, fruktoz şurubu içeren işlenmiş gıdalardan uzak durulması öneriliyor.
OBEZİTE RİSKİNİ ARTIRIYOR
Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, “Yüksek şeker içeren besinler kalorisi yüksek ve karbonhidrat ağırlıklıdır. Ancak vücut için gerekli vitamin ve minerallerden oldukça fakirdir. Genellikle protein ve liften düşük olmaları nedeniyle sık acıkmanıza ve kan şekeri dengesizliği nedeniyle sürekli tatlı yeme isteğinizin artmasına neden oluyor. Bu, kişiyi bitmeyen bir kısır döngüye sokarak gün içinde alınan toplam kalori miktarının artmasına, kilo alımına ve uzun vadede obeziteye zemin hazırlıyor.” şeklinde belirtti.
DİŞ SAĞLIĞINI OLUMSUZ ETKİLİYOR
Şeker tüketimi, diş minesinin zarar görmesi, çürümeler ve diş kayıplarına yol açarak ağız sağlığını da olumsuz etkiliyor. Ağızda pH dengesinin bozulmasıyla birlikte ağız içindeki bakteri çeşitliliği değişiyor ve ağız kokusu ile ilgili problemler artabiliyor. Sıklıkla şeker tüketimi, gazlı şekerli içecekler içmek ve yetersiz ağız hijyeni gibi faktörler bu olumsuz sonuçları daha belirgin hale getiriyor. Aşırı tatlı tüketiminden uzak durulması ve şekerli besinlerden sonra dişlerin fırçalanması gerektiği vurgulanıyor.
ŞEKER BAĞIMLILIĞA YOL AÇIYOR
Yüksek miktarda şeker tüketimi, metabolik ve nörobiyolojik süreçleri etkileyebiliyor. Hızla emildiği için kan şekerinde ani yükselişlere ve ardından hızlı düşüşlere sebep olarak yeniden tatlı ve şekerli gıda tüketme isteğini artırıyor. Aynı zamanda, beynin ödül merkezinde dopamin salgısını artırarak kısa süreli bir haz duygusu yaratıyor ve buna bağlı olarak daha fazla tüketim isteğine sebep olabiliyor. Bu nedenle, şeker ve tatlının ödül olarak değerlendirilmemesi, haz duygusunun başka şekillerde tatmin edilmesi açısından önemli oluyor.
