Böyle giderse Faslı kızlar Türkçeyi unutacak, Bradley Cooper’ın annesi tekrar Meksika dizilerine dönecek
Geçen hafta Marakeş’te 4 gün geçirdim.
Tabii bir güne yakın sürem Yves Saint Laurent müzesi ve Marjorelle bahçelerinde dolaşarak geçti.
Yves Saint Laurent Müzesinin giriş bölümü onun kariyerinin başında çok genç bir yaşta bale ve opera için yaptığı kostüm çizimlerine ayrılmış. Her defasında beni mest ediyor.
Türkiye’de Ramazanı yaşamak nedir biliyorum
Marakeş’e geçen yıl da gitmiştim.
O zaman da Ramazan’a denk gelmişti.
Çocukluğum ve ilk gençliğim İzmir’de Ramazanı yaşayarak geçti.
Her iftar saatinde mutlaka evde olurduk ve beş kardeş pencerenin önünde camilerin ışıklarının yanmasını beklerdik.
Çünkü o yıllarda henüz bugünkü gibi hoparlörden çok yüksek sesle ezan alışkanlığı yoktu.

Oruç tutan sayısı sanki Fas’ta çok daha yüksek
Marakeş’te ise üst üste ikinci yıl farklı bir şeyi hissettim.
Hemen hemen gördüğüm her Faslı oruçluydu.
Yani oruç tutan insan oranı sanki bize göre çok daha yüksekti.
Ama orucu ve Ramazan’ı bu kadar sessiz yaşayan bir halk görmedim.
Kimse kimseye oruçlu olduğunu hissettirmiyordu.
Dört gün boyunca sadece bir yerde ve bir kere hoparlörden gelen ezan sesini işittim.
Butikte Türkçe konuşan kıza sordum: Türkçeyi nerede nasıl öğrendiniz?
Fas’ta ikinci defadır. bir şeyi daha farkediyorum.
Gittiğim her yerde Türkçe konuşan insanlar var.
Özellikle de kadınlar arasında epey. İnsana rastladım.
Sonunda Yves Saint Laurent’in adını taşıyan sokakta bir butikte çalışan genç kıza sordum.
“Türkçeyi nasıl ve nerede öğrendin?”
Tek cümleyle cevap verdi:
“Türk dizilerinden…”
Türkçe konuşmaları beni üzdü çünkü Rusya’dan gelen bir haberi öğrenmiştim
En az üç kişiden daha aynı cevabı aldım.
Aldım ve çok üzüldüm.
Çünkü Fas’a gelmeden öğrendiğim iki şey beni çok düşündürmüştü.
Birincisi Rusya’dan gelen bir haberdi.
Türk dizileri Rus izleyicisinin gözünde cazibesini kaybetmeye başlamış.
Yerini hızla Güney Kore dizileri alıyormuş.
Dünyanın en önemli TV izleme ajansından gelen haber
İkincisi ise geçen hafta “Luminate Data TV & Movie Tracker” adlı tv ve sinema izleme ajansının 2025 rakamları geldi.
Luminate dünyada bütün sinema endüstrisinin yakından izlediği bir “Eğlence sanayi izleme şirketi.”
Hollywood’un çok yakından izlediği 5 büyük şirketten birisi.
Dünyanın önde gelen bütün yapımcı şirketleri, tv’ler bunun abonesi.
Hollywood’un altın çağı bitti, Güney Kore İngiltere’yi geçip ikinci sıraya yükseldi
Bu raporda tv ve sinema yapımında Güney Kore’nin muazzam bir yükselişi görülüyor.
Hollywood’un altın çağı bitti.
Aynı zamanda TV’lerin de zirve dönemi geçildi ve iniş başladı.
Film yapımları Hollywood ve ABD dışına kayıyor.
Drama dahil toplam bölüm sayısı 2019’da 3400’ken, 2024’de 2492’ye geriledi.
Oysa 2019-2024 Türk dizileri için ise altın çağıydı.
En ünlü Hollywood yıldızı: Annem Türk dizilerini seyrediyor
Geçenlerde Hollywood’un en parlak yıldızlarından biri olan Bradley Cooper’la yapılan bir mülakatı izledim.
New York’ta oturan annesinin durmadan Türk dizilerini seyrettiğini söylüyordu.
Bradley Cooper’ın babası İrlandalı. Uzun yıllar Merrill Lynch’de çalışmış bir finansçı.
Annesinin aile kökeni ise İtalya’nın Napoli bölgesinden.
O da uzun yıllar televizyon sektöründe çalışmış ve sonra ev kadını olmuş.
Düşünebiliyor musunuz Hollywood’un en ünlü starlarından biri şaşırmış vaziyette annesinin Türk dizilerine düşkünlüğünü anlatıyor.
Herkesin bildiği ama kimsenin söylemeye cesaret edemediği gerçek
Üzülerek söylüyorum ki Türk dizileri hızla pazar kaybediyor.
Bunun ilk işaretleri Rusya pazarından geldi.
Arap pazarlarından da işaretler var.
Hispanik Pazardan da gelirse kimse şaşırmasın…
Bu artık herkesin bildiği ama yüksek sesle söylemeye cesaret edemediği bir gerçek.
Çünkü bu sanayinin önde gelen insanları sindirildi.
Konuşmaya çekiniyorlar.
Neden?
Kimse söylemiyor ben söyleyeyim.
İlk darbe at üstündeki Muhteşem Süleyman’dan geldi
Bunun sıfır noktası “Muhteşem Yüzyıl” dizisi bütün dünyada zirvedeyken başlayan bir eleştiriydi:
“Kanuni Sultan Süleyman’ın ömrü haremde değil at sırtında fetihlerde geçti…”
Bu, tarihi dizilerin en önemli unsuru olan kadın karakterler konusunda ilk mesajdı.
Böylece tarihi dizilerde kadınlar birden geri plana çekildi.
“Hürrem Sultan” dönemi bitti, büyükelçi tokatlayan “Abdülhamid dönemi” açıldı.
Ayşe Barım davası ve uyuşturucu teşhirleri sektöre büyük darbe oldu
Arkasından başarılı yapım şirketlerine açılan davalar geldi.
Onu bu sektörün en başarılı oyuncu ajansının sahibi Ayşe Barım’a açılan akılalmaz davalar izledi.
Sonra ünlü oyunculara uyuşturucu soruşturmaları , özel hayatlarını teşhirler izledi.
İç televizyon pazarı çok büyük ölçüde iktidara yakın ve kamu kaynaklarından beslenen televizyonlara kalınca, bir tür otosansür devreye girdi.
Bir gecede Aldatan Kadın Aldatılan Kadın oldu
Başarılı dizilerin açık bulunan sahneleri, kendilerince ahlaklı görülmeyen ilişikileri anında trol saldırılarına uğrayınca, RTÜK ağır bir baskı uygulamaya başladı.
Beğenilmeyen sahneleri yazan senaristler ve o dizileri çeken yönetmenler bir gecede işten atıldı, yerine muhafazakar senaryo yazacak getirildi.
Durumdan vazife çıkaran yapımcılar ve senaristler, Ramazan’da iftar daveti menüsüne domuz rosto koyan Nişantaş’lı elit snop kadın karakterler yarattılar.
Ramazanda domuz rostonun dibe düşürdüğü reytingler
Dizilerde “Aldatan kadın ve erkek rolleri” bir bölümden ötekine değiştirildi.
Böylece iç pazarda diziler cazibesini ve eğlendirici özelliğini büyük ölçüde kaybetti.
İç pazar cazibesini kaybedince içerdeki en başarılı yapım şirketleri dış pazarlarda ortak aramaya başladı.
Bunun sonunda eski başarılı Türk dizilerinin Arap veya İspanyol oyuncularla çok başarılı “remake’leri” yapılmaya başlandı.
Tabii onlar artık Türk dizisi değil Arap dizisi sayıldı.
Gerilimin nedeni dış güçler değil basbayağı iç güçler
Böylece Türkiye’nin en önemli “Soft Power”ı (Yumuşak gücü) bir anda zayıflamaya başladı.
Bu gidiş devam ederse Türk dizilerinin geleceği, bir zamanların Brezilya dizilerininkiyle aynı olacaktır.
Ve ne yazık ki bu gerilemenin nedeni “Dış güçler” değil tamamen hepimizin bildiği “İç Güçler…”
Arkadaşlar bir ülke sadece IHA üreterek güçlü olamaz
Arkadaşlar bir ülke sadece İHA ve tank yaparak büyük olamaz.
Başınızı savunma sanayinin yarattığı bu ışıltılı dünyadan kaldırıp biraz da ülkemizin “Soft Power”ına çevirin.
Böyle giderse Fas’taki kızlar Türkçelerini unutacak.
Bradley Cooper’ın İtalyan asıllı annesi de tekrar Meksika ve İspanyol dizilerine dönecek.
