Zamanın Unutturduğu Kelimeler Defteri

 Zamanın Unutturduğu Kelimeler Defteri

Mart 10, 2026 Bülent Korman

“Wanderer above the Sea of Fog”*

Cambridge Dictionary her yıl “Word of the Year” (Yılın Kelimesi) olarak bir sözcük seçiyor.

O kelimeler sadece dildeki değişimi değil, bir bakıma zamanın ruhu‘nu da yansıtıyor.

Onları şöyle sıralayalım:

2015 – austerity (kemer sıkma, tasarruf politikası)

2016 – paranoid (paranoyak, aşırı şüpheci)

2017 – populism (popülizm, halkçı siyaset)

2018 – nomophobia (telefonsuz kalma korkusu)

2019 – upcycling (geri dönüşümden değer yaratma)

2020 – quarantine (karantina, izolasyon)

2021 – perseverance (azim, sebat)

2024 – manifest (belirtmek, ilan etmek)

2025 – parasocial (tek taraflı sosyal ilişki, özellikle ünlü veya influencer’larla)

Türkiye’de Türk Dil Kurumu da benzer bir uygulama yürütüyor. 

2024’te kalabalık yalnızlık, 2025’te dijital vicdan seçildi. 

Bu kelimeler hem kültürel duyarlılığı hem de toplumsal algıyı yansıtıyor.

Ama bir çağın gerçek karakteri yeni kelimelerde değil, zamanın sessizce unutturduğu kelimelerde olabilir.

Bugünün kelimeleri, kriz, risk, güvenlik, strateji, sürdürülebilirlik 

Hepsi tetikte olmayı, hesap yapmayı, kontrol etmeyi öğütlüyor. 

İnsan artık “hayat kuran” değil, sürekli “risk yöneten” bir varlık gibi görülüyor.

Oysa bir zamanlar bu topraklarda başka kelimeler vardı. 

Daha yavaş, daha sakin kelimeler: sükûnet, itidal, kanaat 

Ve hepsini içinde toplayan bir kelime: Huzur.

Ahmet Hamdi Tanpınar şöyle der:

İnsanın en büyük arayışı, mutluluk değil, huzurdur; sessiz bir düzen, dağılmamış bir hayat.”

Mutluluk anlıktır, bir hazdır; gelir, geçer, sürekli yeni bir şey ister. 

Huzur ise iç dengedir, hız ve tüketim döngüsüne kapılmadan, kendi hayatıyla barışık olmayı anlatır. 

Bugün çoğumuz huzur yerine mutluluğu arıyoruz. 

Bu arayış çoğu zaman hırs, haz, hız ve tüketim arzusu ile sonuçlanıyor.

Üstelik bu arayış yönlendiriliyor. 

Reklamlar, sosyal medya akışları ve “başarı” algısı sürekli bize mutluluğu tükettirecek ürünler ve deneyimler öneriyor. 

İnsanlık, binlerce yılda ulaştığı değerleri bir kenara bırakıp, modern dünyanın hızlı haz döngüsüne sürükleniyor. 

Bu ince ama sürekli yönlendirme, huzurun sessiz gücünü unutturuyor.

Çünkü bugünün dünyası huzuru taşıyamıyor. 

Jet izleri, kriz başlıkları, risk hesapları… 

Dünya artık huzur kurmaya çalışılan bir yer değil, biteviye bir gerilimi yönetmeye çalışılan bir sistem hâline gelmiş durumda.

Mutluğunun tersine, şimdi de “nadir elementler” peşinde birbirini öldürenlerin dünyasında artık huzur bir tatile, arada nasıl oluyorsa yaşanan an’a mahsus bir “nadir insanlık” durumu.

Zaman sadece yeni kelimeler üretmez. 

Her yıl kayda giren kavramlar kadar, hayatımızdan sessizce çekilen kelimeler de var. 

Belki artık bir çağa uygun bir gelenek başlatmanın zamanı gelmiştir: 

Zamanın ortaya çıkardığı yeni kelimeleri kaydettiğimiz kadar, zamanın unuttuğu kelimeleri de kayda geçirmek. 

Bir tür “Unutulan Kelimeler Defteri” tutmak. 

İnsanlığın nereye geldiğinin yanında, nereden uzaklaştığını hatırlamak için.

Bu defterin ilk sayfasına yazılacak kelime belli:

Huzur.

Bunu daha somut hissetmek için, gözünüzün önüne Caspar David Friedrich’in “Wanderer above the Sea of Fog” tablosunu getirin: 

Bir adam, kayalık bir tepede duruyor ve önünde uzanan sisli manzaraya bakıyor. Yalnız ama düşünceli, sessiz ama evrenle uyum içinde. 

Tıpkı unutulan öbür kelimeler gibi, huzur görünmez ama var olan bir yaşamdır; insanın iç dünyasında ve zamanın sessiz kayıtlarında saklıdır.

Italo Calvino’nun dediği gibi:

“Her şey değişebilir, ama içimizde taşıdığımız dil –bir annenin rahminden daha özel ve nihai bir dünya gibi– değişmez.”

***

*Caspar David Friedrich’in en ünlü tablosu: “Wanderer above the Sea of Fog (Bulut Denizinin Üzerindeki Yolcu)” romantik dönemin başyapıtlarından biri. Bu eser, yaklaşık 1818 civarında yapılmış bir yağlıboya resim. 

Bir adam, kayalık bir tepede durmakta ve önünde uzanan yoğun sisle kaplı manzaraya arkası dönük olarak bakmaktadır. Perspektif, izleyiciyi de bu yalnız figür ile birlikte düşünsel bir yolculuğa çıkarır; tablonun romantik bakışta doğa ile insanın ilişkisini, sezgisel ve içsel keşfi temsil ettiği kabul edilir. 

Resmin sahibi günümüzde Hamburger Kunsthalle, Hamburg ve eser -Britannica Ansiklopedisi’ne göre- Goethe’den modern izleyiciye kadar duyguların ve doğa algısının sembolü olarak değerlendirilmekte.

Önceki İçerik Thomas Friedman yazdı: Trump savaşı nasıl bitireceğini bilmiyor
Sonraki İçerik Trump dün sabah ‘Savaş yakında bitiyor’ dedi, akşama yine ağız değiştirdi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir