LEBLEBİNİN ANAVATANI: DENİZLİ

Ülkemizde her ne kadar leblebisi ile ünlü başka şehirler olsa da, kağıt üzerindeki anlaşmalar da gösterir ki, çerezleri ünlü şehirlerin birçoğuna bu ürünü gönderen şehir Denizli’dir. Denizli’de ise leblebi denilince akla ilk gelen yer Serinhisar’dır. Başka şehirlerin ambalajları altında görücüye çıkan Serinhisar Leblebisi, pek çok kişi tarafından bilinmez. Bunun en büyük nedeni, Serinhisarlı üreticilerin uzun yıllar patentsiz olarak ürünlerini piyasaya sürmesidir. Ürettiği ürünleri dünyanın dört bir yanına pazarlayan Denizlililer de ne gariptir ki bu ürünün başka şehirlerin menşesi ile satılmasına göz yummuşlardır.

TÜRKİYE ÜRETİMİNİN YÜZDE 70’İ DENİZLİ’DEN
El emeği göz nuru dokumaları, Osmanlı’dan günümüze uzanan bıçak ve palaları, dünyanın en ünlü markalarının tercih ettiği el yapımı ayakkabıları ile pek çok üründe üretim rekorları kıran Denizli, leblebi üretiminde de önemli bir başarı hikayesine imza atmaktadır. Resmi kurumlar tarafından açıklanan üretim ve satış rakamları da bunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Öyle ki, Denizli’de üretilen leblebi miktarı, Türkiye’deki üretimin yüzde 70’ine karşılık gelmektedir. Denizli’nin üretimdeki bu büyük başarısı aynı zamanda Serinhisar halkının da ekmek kapısı anlamına gelmektedir.

HOROZ DİYARI’NIN LEBLEBİ ÜRETİMİ ARTIK TESCİLLİ
Denizli halkı her ne kadar leblebi üretiminde on yıllar boyunca ‘gizli kahraman’ konumunda olsa da 2010 yılında alınan tescil, bu unvanın önündeki perdeyi aralamış durumda. Denizli Ticaret Borsası’nın geçtiğimiz yıllarda yaptığı başvurunun kabul edilmesinin ardından Denizli’den çıkarak tüm dünyayı dolaşmaya başlayan bu lezzet artık ‘Denizli’ adı ile anılacak. Hiç kuşkusuz bundan en kazançlı çıkan da Denizlili üreticiler olacak.

DENİZLİ LEBLEBİSİNİN LEZZETİ ÜRETİMİNDE GİZLİ
Kalitesi ve lezzeti ile diğer leblebiler arasında bir adım öne çıka Denizli leblebisinin sırrı üretim başındaki ustaların marifeti ile doğrudan ilintilidir. Nohutun leblebi haline ulaşan serüveninde önemli bir rol oynayan Denizlili ustalar binbir emekle şu işlemlere imza atmaktadırlar:

Önce Denizli’nin bereketli topraklarında yetişen nohutlar, tür ve ebat bakımından itina ile seçilir.

En nihayetinde karar kılınan nohutlar da 3 ayrı günde 3 kez ıslatılır (tavlama işlemi). Her nohut ayrı ayrı 3 kez ıslatıldıktan sonra bir alana serilerek dinlenmeye bırakılır.

Bu işlem yaklaşık 15 günlük bir süreyi kapsar. Bekleme süresinin ardından usta yeniden tezgahının başına geçer ve leblebi yapacağı günün akşamı bekletilen nohutları ıslatır. Ne bir damla daha az, ne bir damla daha çok… Tam kararında su ile ıslatılan nohutlar bu kez de bir gece boyunca kabarması için beklemeye alınır.

Ertesi gün bu nohutlar tavada önce ısıtılır, sonra da “mafrak” denilen aletle hafifçe bastırılarak kabuklarının çıkarılması sağlanır. Bu işlem sırasında nohutların bir kısmı ikiye bölünür. Bu ikiye ayrılanlar elekle bütünlerden ayrılır.

LEZZETİNE DOYUM OLMAYAN ÇİFTE KAVRULMUŞ LEBLEBİ
Tüm bu işlemlerin ardından bir kez daha kavrulma işlemine tabi tutulan leblebiler sonunda sarı üstüne siyah benekli bir görünüm kazanır. Halk arasında buna “çifte kavrulmuş leblebi” denir. Yalnızca bu kadarla da sınırlı değil elbet. Leblebinin çikolatalı leblebi, beyaz leblebi, karanfilli leblebi, biberli leblebi, şekerli leblebi ve sakız leblebi gibi 40’a yakın değişik türlerde üretimi mevcuttur.

Leblebinin Anadolu insanı tarafından bu denli sevilmesinin nedeni yalnızca fiyatı ve lezzeti değildir elbette. Leblebi, sunduğu sağlıkla da alışkın damakların vazgeçilmezidir. Leblebinin mide suyunu emdiği ve rahatlık verdiği herkes tarafından bilinir. Ayrıca takma diş yaptıranlara leblebi yemesi öğütlenir. Çünkü leblebi yenmesi takma dişlerin yerlerine daha rahat alışmasını sağlar.

Yorum gönder