Miraç’tan Sonra Neler Yaşandı?

Miraç’tan Sonra Neler Yaşandı?

Mart 10, 2021 Blog

Miraç’tan Sonra Neler Yaşandı?

Bu paylaşımımızda siz kıymetli okurlarımız için Nübüvveti ile alakalı bilgiler sunmaya çalıştık. Nübüvveti başlıklı konumuzu dikkatli okumanızı öneririz. Yazımızın detayın Nübüvveti ile alakalı geniş bir şekilde bilgilere sahip olacaksınız.

Miraç’tan sonra neler yaşandı? Peygamber Efendimiz Miraç hadisesini anlattıktan sonra müşrikler nasıl tepki verdiler? Miraç hadisesinden sonra yaşananlar…

Varlık Nûru, Kâinâtın Sürûru Efendimiz, İsrâ ve Mîrâc hâdisesini Kureyş müşriklerine haber vereceği zaman:

“–Ey Cebrâîl, kavmim beni tasdîk etmez!” dedi.

Cebrâîl -aleyhisselâm-:

“–Ebûbekir Sen’i tasdîk eder. O sıddîktır.” dedi. (İbn-i Sa’d, I, 215)

Müşrikler, Mîrâc hâdisesini duyduklarında, derhâl yalanlamaya koyuldular. Ortalığa bir dedikodu velvelesi hâkim oldu. Bunu fırsat bilerek, mü’minleri de bu yolda vesveselerle îmanlarından caydırmak istediler. Hattâ Hazret-i Ebûbekir’e bile gittiler. Lakin o, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e olan dâsitânî bir îman sadâkatinin şevki içinde:

“–O ne söylüyorsa doğrudur! Çünkü O’nun yalan söylemesine imkân ve ihtimal yoktur! Ben, O’nun her getirdiğine peşinen inanırım…” dedi.

Müşrikler:

“−Sen O’nu tasdîk ediyor, bir gecede Beytü’l-Makdis’e gidip geldiğine inanıyor musun?” dediler.

Hazret-i Ebûbekir -radıyallâhu anh-:

“−Evet! Bunda şaşılacak ne var? Vallâhi O bana, gece yahut gündüzün herhangi bir vaktinde kendisine Allâh’tan bilgi geldiğini söylüyor da ben yine O’nu tasdîk ediyorum.” dedi.

Daha sonra Ebûbekir -radıyallâhu anh-, o sırada Kâbe’de bulunan Peygamber Efendimiz’in yanına gitti. Olanları bizzat O’nun mübârek fem-i saâdetinden dinledi ve:

“–Sadakte (doğru dile getirdin), yâ Rasûlallâh!..” dedi.

Allâh Resûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de, O’nun bu tasdîkinden gâyet memnûn kalarak cihânı aydınlatan tebessümüyle Hazret-i Ebûbekir’e:

“–Yâ Ebâbekir, sen «Sıddîk»sın!..” buyurdu. (İbn-i Hişâm, II, 5)

O günden sonra Ebûbekir -radıyallâhu anh- “Sıddîk” lâkabıyla ünlü oldu.

Ashâb-ı kirâm hazarâtı da Ebûbekir -radıyallâhu anh- gibi Allâh Resûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i tasdîk ettiler.

Mü’minleri kandıramayan müşrikler, bu defâ Peygamber Efendimiz’in huzûruna çıkarak akıllarınca O’nu imtihan etmeye kalktılar. Beyt-i Makdis’i sordular. Cenâb-ı Hak, Beyt-i Makdis’i Resûlü’nün gözleri önüne getirdi. Allâh Resûlü -aleyhissalâtü vesselâm- da, sorulan suâllere Beyt-i Makdis’i seyrederek yanıt verdiler. (Buhârî, Menâkıbu’l-Ensâr, 41; Tefsîr, 17/3; Müslim, Îman, 276)

Müşrikler, bu defâ da yoldaki bir kervandan ve o kervandaki bâzı husûsiyetlerden sordular:

“‒Ey Muhammed! Sen bize, bizim için Beytüʼl-Makdisʼten daha mühim olan kervanımızdan haber ver!” dediler.

Allâh Resûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“‒Şu vâdide filân oğullarının kâfilesine rastladım. Onları bir hayvanın gizli sesi ürkütmüş, bir develeri kaçmıştı. Ben kaçan develerinin yerini onlara gösterdim.” buyurdu.

Daha sonra şöyle devam etti:

“‒Dacnân mevkiine geldiğimde filân oğullarının kervanına rastladım. İnsanlar uyuyorlardı. İçinde su bulunan bir kapları vardı, onun üzerine bir şey örtmüşlerdi. Örtüsünü açtım ve içindeki suyu içtim. Sonra üzerini yine eskisi gibi kapattım. Onların kâfilesi, şimdi Beyzâʼdan, Tenʼim yokuşundan iniyordur. Kâfilenin önünde boz erkek bir deve, devenin üzerinde de birisi siyah, birisi de alaca iki çuval mevcuttur.”

Aldıkları yanıtlarla şaşkına dönen müşrikler:

“‒Lât ve Uzzaʼya yemin olsun ki işte bu, tam bir işarettir.” dediler. “Belki son dile getirdiği doğru çıkmaz.” düşüncesiyle Tenʼim yokuşuna doğru hızla gittiler. Kervanı gözlemeye başladılar. Kervan görününce:

“‒Vallâhi işte kervan geliyor! Boz deveyi de en öne sürmüşler!?” dediler.

İlk karşı karşıya geldikları deve, kendilerine târif edildiği gibi idi. Kâfileye su kabını sordular. Onlar da kabı dolu olarak bıraktıklarını, üzerini örttüklerini, fakat sonradan örtüsünü açtıkları zaman içinde su bulamadıklarını dile getirdiler.

Allah Resûlüʼnün bu su içmesi mesʼelesi bunun yanı sıra Mîrâcʼın hem bedenen hem de rûhen birlikte tahakkuk ettiğine delâlet eden hususlardan biridir.

Kureyş müşrikleri, diğer kâfilelere de soracaklarını sordular:

“‒Doğrudur! Oʼnun bahsetmiş olduğu vâdide bir sesle irkildik ve bir devemiz de kaçtı. Bir kimse bizi devemize çağırıyordu! Deveyi Oʼnun çağırdığı yerde bulduk ve yakaladık.” dediler.

Hattâ bâzıları bu sesin sahibini de tanımışlar ve; “Bu Muhammedʼin sesidir.” demişlerdi.

Kureyş müşrikleri, kervanlarındaki develerin ve çobanların sayısına varıncaya kadar, sormadık bir şey bırakmadılar. Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de hepsinin doğru cevâbını verdi. Çünkü kervan da, o an tıpkı Mescid-i Aksâ gibi Resûlullâhʼın gözlerinin önüne getirilmişti. Lâkin kalpleri kilitli olanlar, inatlarında devâm ederek:

“–Bu apaçık bir sihirdir!” dediler. (İbn-i Hişâm, II, 10; İbn-i Seyyid, I, 243; Heysemî, I, 75; Beyhakî, Delâil, II, 356)

Allâh Teâlâ:

“Biz ilk yaratmada âcizlik mi gösterdik? Hayır, onlar yeni bir yaratma husûsunda şüphe içindedirler.” (Kâf, 15) buyurmaktadır. Her şeyi yoktan var eden Allâh’ın, kulunu Mîrâc’a çıkarmasından daha kolay ne mevcuttur ki? Bunu kabûl etmemek fakat selîm akıldan mahrûmiyetin bir göstergesidir.

Zavallı, ahmak ve bedbaht müşrikler, Mîrâc hâdisesine de inanmamışlar, yine Allâh’ın Rasûlü’nü alaya almışlardı. Artık Âlemlerin Efendisi’nin onların içinde olma nîmetini, yaptıkları yakışıksız hareketlerle tamâmen ellerinden kaçırmışlardı. Artık bu büyük nîmetin, kadrini bilmeyen Mekkelilerden geri alınmasının vakti gelmişti. Zîrâ onlar, şerefine yaratıldıkları bir Peygamber’e karşı akla hayâle gelmedik haksızlık ve nankörlükte bulunmuşlar, iyice haddi aşmışlardı.

Gerçekten, yapılacak tek şey kalmıştı: “Allâh’ın, Varlık Nûru’nu onların içinden çekip alması ve O’nun kadr ü kıymetini bilecek başka bir topluluğa ihsân buyurması!..”

Zâten Cenâb-ı Hak, Tâif yolculuğunun üzerinden fazla bir zaman geçmeden Kur’ân’a ve Rasûl’e bey’at edecek mümtaz topluluğun ilk habercilerini bir grup hâlinde Sevgili Habîbi’ne göndermişti…

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hazret-i Muhammed Mustafa-1, Erkam Yayınları

MİRAÇ GECESİ YAPILACAK İBADETLER

Miraç Gecesi Yapılacak İbadetler

MİRAÇ KANDİLİ NEDİR? MİRAÇ GECESİNİN ÖNEMİ VE FAZİLETİ

Miraç Gecesi Yapılacak İbadetler

AYET VE HADİSLERLE MİRAÇ GECESİ YAŞANANLAR

Miraç Gecesi Yapılacak İbadetler

Kaynak: https://www.islamveihsan.com/

Önceki İçerik Miraç Gecesi Vahyedilenler
Sonraki İçerik Nisâ Suresi 60. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir